İSLAM VE SİYASET " Laiklik, özellikle Türk toplumu gibi büyük çoğunluğu İslam inançlarına bağlı bir toplumda, sakınılmaz ve zorunlu olarak, "bazı yasak" ların, "bazı olmaz" ların konmasını gerektiriyor. Bunlar devleti ve kamunun bütününü kapsayan işleri İslam dininin "her alanı kapsayıcı bütünlüğü" nden korumak amacını gütmekte..." ( Mümtaz Soysal - 04.10.07 ) DEMEK Kİ NE İMİŞ.İSLAM'IN HER ALAN İLE İLGİLİ HÜKÜMLERİ VARMIŞ.HAA KABUL ETMEZSİNİZ O BAŞKA! ONA SAYGIMIZ VAR.AMA SİZİNDE ; BENİM " DİNİME" VE ONU "TÜMÜ İLE" KABULLENME VE SAVUNMA HAKKIMA SAYGINIZ OLSUN! İSLAM VE SİYASET BİLMEDEN VE BİLMEDİĞİNİ DE BİLMEDEN BİZLERİ YILLARDIR " DİNİ SİYASETE ÂLET ETMEKLE (!) " SUÇLAYANLAR AŞAĞIDAKİ AYETLERİ NASIL YORUMLAYACAKLAR ACABA ! BU AYETLERİ KUR'AN'DA YOK MU SAYACAĞIZ , YOKSA KUR'AN'IN O AYETLERİNİ İNKÂR EDİP İŞİMİZE GELEN AYETLERİ KABUL EDİP , GELMEYENLERİ ( HAŞA ) RED Mİ EDECEĞİZ ?...! HAYIR ! KUR'AN BİR BÜTÜNDÜR VE BİR HARFİNİ İNKÂR EDEN , RED EDEN KÂFİR OLUR! KUR'AN'DA İMAN ,İBADET ,AHLAK YANINDA UKUBAT VE MUAMELAT YANİ "CEZA HUKUKU ,KAMU HUKUKU ,İKTİSAT HUKUKU..." GİBİ ALANLARDA OLDUKÇA AZ AMA ÖZ AYETLER- HÜKÜMLER BULUNMAKTADIR.BAŞTA HZ. RESUL OLMAK ÜZERE , HZ. ALİ ,DAHİL ÖMER, EBÛ BEKİR , OSMAN ...DEVLET YÖNETMEDİLER Mİ ,ONLARDA LAİK Mİ İDİLER ( HAŞA ) ! ? - BAKARA : 85 : " SİZ KİTABIN BİR KISMINA İMAN EDİP BİR KISMINI İNKÂR MI EDİYORSUNUZ ? SİZDEN BUNU YAPANIN CEZASI DÜNYA HAYATINDA REZİL OLMAKTIR , AHİRETTE DE AZABIN EN ŞİDDETLİSİNE İTİLİRLER . ALLAH YAPTIKLARINIZI BİLMEZ DEĞİLDİR ." - CASİYE : 18 : ŞERİAT : " EY MUHAMMED SENİ DİN HUSUSUNDA ŞERİAT SAHİBİ KILDIK . SEN ONA UY BİLMEYENLERİN KEYİFLERİNE UYMA . " - NUR : 55 :DİNİN İKTİDAR OLMASI : " ALLAH SİZDEN İNANIP YARARLI İŞ YAPANLARA VA'DETMİŞTİR:...ONLARI YERYÜZÜNDE HÜKÜMRAN KILACAKTIR... " - BAKARA :213, NİSA : 59 : HÜKMETMEK : " ...ANLAŞMAZLIĞA DÜŞTÜKLERİ KONULARDA İNSANLAR ARASINDA HÜKMETMEK ÜZERE İÇİNDE GERÇEKLERİ TAŞIYAN KİTABI İNDİRDİ ..." - MÂİDE :48-49 : HÂKİM ALLAH " ...ARTIK İNSANLAR ARASINDA ALLAH'IN İNDİRDİĞİ İLE HÜKMET VE SANA GELEN GERÇEKTEN AYRILIP ONLARIN KEYİFLERİNE UYMA !SİZDEN HER BİRİNİZ İÇİN BİR ŞERİAT VE YOL BELİRLEDİK...ONLARIN ALLAH'IN İNDİRDİĞİ ŞEYLERİN BİR KISMINDAN SENİ ŞAŞIRTMALARIDAN SAKIN ! " - MÂİDE :44 : KÂFİR KİMDİR ? ( ALLAH AÇIKLIYOR ) " KİM ALLAH'IN İNDİRDİĞİ İLE HÜKMETMEZSE İŞTE KAFİR ONLARDIR ! " - AHZÂB : 36 : BİZE DÜŞEN " ALLAH VE RESULU , BİR İŞTE HÜKÜM VERDİĞİ ZAMAN ARTIK İNANAN BİR ERKEK VE KADININ , O İŞİ KENDİ İSTEKLERİNE GÖRE SEÇME HAKKI YOKTUR . " - BAKARA :179 : KISAS : " EY AKIL SAHİPLERİ , KISASTA SİZİN İÇİN HAYAT VARDIR . " - NÛR :4-5 : CEZA : " NAMUSLU KADINLARI ZİNA İLE SUÇLAYIP TA DÖRT ŞAHİT GETİREMEYENLERE SEKSEN DEĞNEK VURUN VE ARTIK ONLARIN ŞAHİTLİĞİNİ ASLA KABUL ETMEYİN . " - MÂİDE : 8 : ŞAHİDLİK : " EY İNANANLAR , ALLAH İÇİN ADALETLE ŞAHİTLİK EDENLER OLUN.BİR TOPLULUĞA KARŞI DUYDUĞUNUZ KİN SİZİ ADALETTEN ALIKOYMASIN . ADİL DAVRANIN ..." - NİSA :135 : ADALET : " EY İNANANLAR ,KENDİNİZİN , ANNE-BABANIZIN VE YAKINLARINIZIN ALEYHİNDE BİLE OLSA ALLAH İÇİN ŞAHİTLİK EDENLER OLUN ... " - BAKARA :275 : FAİZ : " ALLAH ALIŞVERİŞİ HELAL , FAİZİ HARAM KILMIŞTIR . " - BAKARA :188 : RÜŞVET : " ... BİLE BİLE İNSANLARIN MALLARINDAN BİR KISMINI GÜNAH BİR BİÇİMDE YEMENİZ İÇİN ONLARI HAKİMLERİN ÖNÜNE ATMAYIN ( ONLARA RÜŞVET VERMEYİN ) ." - EN'AM : 141, TEVBE :103 :ZEKAT ( VERGİ ) : " ONLARIN MALLARINDAN KENDİLERİNİ TEMİZLEYECEK , YÜCELTECEK BİR SADAKA AL . " - MÂİDE :90 : İÇKİ,KUMAR,FAL : " EY İNANANLAR , ŞARAP ,KUMAR, DİKİLİ TAŞLAR , ŞANS OKLARI ŞEYTANIN İŞİ BİRER PİSLİKTİR . " - ŞURA : 38 , ÂLİ İMRAN . 159 : ŞÛRA ; DANIŞMA MECLİSİ : " ... İŞLERİ , ARALARINDA DANIŞMA İLEDİR . ", " YAPACAĞIN İŞLER HAKKINDA ONLARA DANIŞ . " - HACC : 41 : İSLAM DEVLETİNİN ÖZELLİKLERİ : " O ALLAH'IN DİNİNE YARDIM EDENLERİ YERYÜZÜNDE İKTİDARA GETİRDİĞİMİZ ZAMAN NAMAZI KILAR , ZEKATI VERİRLER , İYİLİĞİ EMREDERLER , KÖTÜLÜKTEN VAZGEÇİRMEYE ÇALIŞIRLAR . " - ALİ İMRAN :104 : İSLAM ÜMMETİNİN ÖZELLİKLERİ : " İÇİNİZDEN HAYRA ÇAĞIRAN , İYİLİĞİ EMREDİP , KÖTÜLÜKTEN MEN EDEN BİR TOPLULUK OLSUN . " - FETH :18 : BİAT-OY: " ALLAH ŞU MÜ'MİNLERDEN RAZI OLMUŞTUR Kİ ONLAR , AĞACIN ALTINDA SANA BİAT EDİYORLARDI ." - İSRA : 32 : ZİNA - FUHUŞ : " ZİNAYA YAKLAŞMAYIN ÇÜNKÜ O AÇIK BİR KÖTÜLÜK , ÇOK KÖTÜ BİR YOLDUR ! " - NUR : 33 : EVLENME : " SİZE ŞUNLARLA EVLENMENİZ HARAM KILINDI : SİZİ EMZİREN ANALARINIZ , SÜT KARDEŞLERİNİZ ." - BAKARA : 228-230 : BOŞANMA : " BOŞANMIŞ KADINLAR ÜÇ KUR' BEKLEYİP KENDİLERİNİ GÖZETLERLER..." - BAKARA : 180, NİSA : 11-12 : MİRAS : " ...UYGUN BİÇİMDE VASİYET ETMEK , KORUNANLAR ÜZERİNE BİR BORÇTUR . " - BAKARA : 30 : İNSAN ALLAH'IN YERYÜZÜNDEKİ HALİFESİDİR : " RABB2İN MELEKLERE :" BEN YERYÜZÜNDE BİR HALİFE YAPACAĞIM. " DEMİŞTİ . " - AHZÂB : 48 : DİN DÜŞMANLARINA İTEAT ETME : " KAFİRLERE VE MÜNAFIKLARA İTEAT ETME . ONLARIN EZİYETLERİNE ALDIRMA ,ALLAH2A DAYAN , KORUYUCU OLARAK ALLAH YETER ." - BAKARA : 282 : BORÇLAR HUKUKU :" EY İNANANLAR , BELİRLİ BİR SÜRE BİRBİRİNİZE BORÇ VERDİĞİNİZ ZAMAN ONU YAZIN . " - NİSA : 59 :ANLAŞMAZLIKTA ( ALLAH'IN KANUNU,İNSANLARIN KANUNU ) KISTAS KUR'AN : " EĞER HERHANGİ BİR KONUDA ANLAŞMAZLIĞA DÜŞERSENİZ ; ONU ALLAH'A VE ELÇİSİNE GÖTÜRÜN . BU DAHA İYİDİR VE SONUÇ BAKIMINDAN DA DAHA GÜZELDİR." - HUD : 85 : " ÖLÇÜYÜ VE TARTIYI TAM DENGELİ YAPIN ... " BAKKALIN TARTISINA AYET İNDİREN ALLAH DEVLETİ ; SARHOŞ , RÜŞVETÇİ , DİNSİZ , MÜNAFIKLARA MI BIRAKACAKTI ? ŞİMDİ BU KADAR AYET - Kİ DAHA PEK ÇOK VAR ! - DURURKEN BEN ŞU VEYA BU NEDENLE BU AYETLERİ YOK MU KABUL EDECEĞİM ! BENİM İMANIM TAM ; ALLAH'IN , YARATTIĞI İNSANLARINA DA EN İYİ AHLAK-İBADET-İMAN GİBİ EN İYİDE YÖNETİM KURALLARINI GÖNDERDİĞİNE İNANIYORUM . BENİM TERCİHİM HUKÛKU'L-ALLAH YÖNÜNDE ; İMAN, İBADETTE...GÜVENDİĞİM YARATICIMA HUKUKTA DA GÜVENİYORUM !...OLAYIN ÖZÜ BU ! - ENFÂL : 40 : ALLAH DOST , YÂR'DIR : " ALLAH SİZİN SAHİBİNİZDİR , O NE GÜZEL SÂHİB , NE GÜZEL YARDIMCIDIR ." - MUHAMMED : 11: ALLAH İNANANLARLADIR : " ALLAH İNANANLARIN KORUYUCUSUDUR . " İSLAM VE RESMİ DİN -Hayatın her alanına hitap eder , kural koyar -Din , kulun vicdanına hapsedilmiştir -Hem dünya hem ahirete hitap eder -Sadece ahirete hitap eder ,dünya'ya karışamaz -Din-devlet bir bütündür -Din ile devlet ayrıdır. -Aile yönetimi dine bağlıdır -Evlenme,bosanma,nikah... hukuku isviçre'den ithaldir. -Egitim-ögretim dine göre yapılır -Müfredatı laik mantık belirler, ibadet saatleri umursanmaz -Basın -yayın dini kurallara göre çalışır -Basın'da ;kadını sömürü, yalan, dine saldırı serbesttir -Hakimiyet ALLAH' ın, yönetim kullarınındır -Hakimiyet milletin (!), yönetim elit kesimindir. -Kanunları islama uygun olarak meclis çıkarır -Kanunlar İsviçre, İtalya, Almanya'dan ithal edilir dini görüş sorulmaz -Hukuk İslam hukukudur (Kur'an ve sünnet) -Hukuk roma ve batı hukukudur. -Mahkeme İslam'a göre yargılar -Mahkeme batı kurallarına göre yargılar -Kaynak Kur'an ve Sünnet,örnek peygamber'dir -Kaynak ve örnek Pragmatizme bağlı opotünizmdir. -İçki üretimi ve satımı yasaktır -Devlet üretir (Tekel ). -Faiz haramdır -Devletin faiz'li bankaları vardır(faizsiz... banka İslam'a uygundur) -Zina yasaktır - Resmen , kanunla yasak olmaktan çıkarılmıştır (2001) -Süt anne ve kardesle evlenilmez -Evlenmek serbesttir -Tesettür farzdır. -Yasaktır -Cuma namazı farzdır. -cuma için iş bırakılamaz -Günaha kınama ve nefret vardır. -günaha tesvik, reklam ve izin vardır (genel ev, basın..) İSLAM VE SİYASET DAVAYA SADAKAT BEDEL İSTER ! BİZ ERKEK MÜCAHİDLER (...) KONUŞMAYA DEVAM EDELİM... ! Başörtüsü eylemine toplam 4 yıl hapis Avrupa Birliği’ne uyum sürecinde hak ve özgürlükleri genişletici adımlar atan Türkiye, reformları uygulamaya yansıtamıyor. Bunun son örneği Nurcihan ve Nurulhak Saatçioğlu isimli kız kardeşler hakkında verilen hapis cezasında görüldü. 1999’da başörtüsü yasağını protesto ettikleri gerekçesiyle tutuklanan iki kardeş, 7 ay cezaevinde kaldı. ‘Anayasal düzeni silah zoruyla değiştirmeye çalışmak’ suçlamasıyla açılan davada Malatya DGM takipsizlik kararı verdi. Mahkeme, sanıkları bu kez Toplantı ve Yürüyüş Kanunu’na muhalefetten yargıladı. Nurulhak 2 yıl 6 ay, Nurcihan ise 1 yıl 8 ay hapse mahkum edildi. Tutuklu kaldıkları süre başka bir suçu kapsadığı için bu cezalardan düşülmeyecek. Saatçioğlu kardeşler, dün İstanbul’da tutuklanarak Bakırköy Kadın ve Çocuk Tutukevi’ne gönderildi. Anne Hüda Kaya aynı yürüyüşe katıldığı için 3 yıl hapis yatmıştı. Üçüncü kardeş ise tutuklanmayı bekliyor. Mazlum-der Başkanı Ahmet Mercan, Nurcihan ve Nurulhak’ın işlemedikleri bir suçtan dolayı 7 ay tutuklu kaldıklarını iddia ederek, mahkeme kararını Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne götüreceklerini söyledi. İnönü Üniversitesi’nde yapılan başörtüsü eylemine katılan üç kız ile anneleri, Malatya DGM tarafından Türk Ceza Kanunu’nun 146. maddesine göre ‘anayasal düzeni silah zoruyla değiştirmek istedikleri’ gerekçesiyle yargılandı. Söz konusu dönemde 7 ay cezaevinde kalan iki kız kardeş, DGM’nin takipsizlik kararı vermesi üzerine tutuksuz yargılanmak üzerine serbest bırakıldı. Daha sonra İstanbul’a taşınan kız kardeşlerin Malatya’da devam eden davalarının seyri değişti. Mahkeme, bu kez kızkardeşleri ‘Toplantı ve Yürüyüş Kanunu‘na muhalefet’ etmekle suçladı. Aynı başörtüsü eylemine katılan anne Hüda Kaya da, hakkında verilen hapis cezasını Malatya’da çekti. Anne Kaya, İstanbul’a kızlarının yanına gelirken, diğer kız kardeş İntifar ise, hapis cezasının infaz edileceği günü bekliyor. Tutuklama olayını takip eden Mazlum–Der avukatı Gülden Selman, kız kardeşlerin 7 ay tutuklu kalmalarının zaten kanuna aykırı olduğunu belirterek, “Anayasal düzeni yıkmaya teşebbüs gibi idamla yargılanıp da 7 ay tutuklu kaldıktan sonra şimdi ‘yanlışlık oldu, aslında şu suç oluşmuştu’ deniyor. Kaldı ki Anayasa, yetkili mercilerden izin aldıktan sonra her türlü gösteriyi serbest kılar. Ama başörtüsü ile ilgili yapılan bir gösteride maalesef 19 kişiye böyle bir karar verildi.” diye konuştu. Mazlum-der Başkanı Ahmet Mercan ise kız kardeşlerin işlemedikleri bir suçtan dolayı tutuklu kaldıklarını savunarak, AİHM’ye götürecekleri davada Mazlum–Der’in müdahil olacağını söyledi. Avukat Gülden Sönmez ise AB’ye giriş sürecinde Yürüyüş ve Toplantılar Kanunu’nda yapılan değişikliklerin bu kararı etkilemediğini, suçun birkaç kez işlendiği için de cezanın ağırlaştırıldığını ifade etti. Önceki gün tutuklanan kardeşler, Bakırköy Tutukevi’ne götürülürken yakınları gözyaşına hakim olamadı. Fikri Reçber, nişanlısı Nurulhak’ın cezaevine girdiğini görünce gözyaşlarını tutamadı. Reçber, uzun süre cezaevi önünde bekledi. Özcan Keser, Büşra Erdal, İstanbul Başörtüsü Direnişinin sembol isimlerinden olan İntizar Saatçioglu'nun kardeşi Nurulhak Saatçioğlu vefat etti Nurulhak Saatçioğlu kardeşimiz Balıkesir’in Bandırma ilçesinde dün (6 Ağustos 2005) geçirdiği bir trafik kazası neticesinde vefat etmişti.Başörtüsü direnişinin sembol isimlerinden Nurulhak Saatçioğlu'nun cenazesi bugün ikindi namazını müteakiben Fatih Camii'nde kılınacak namazın ardından defnedilecek. Malatya’daki başörtüsü direnişinde yer almaktan dolayı annesi Hüda Kaya ve ablaları İntizar ve Nurcihan ile birlikte DGM tarafından cezalandırılan Nurulhak Saatçioğlu 19 Mayıs 1999 tarihinde hapsedilmişti. İşkenceli sorgulamalara, cezaevi sorgulamalarına boyun eğmeyen Nurulhak kardeşimiz bugün daha önce demir parmaklıklar arkasında kaldığı Bandırma’da rahmet-i rahmana yürüdü. Kardeşimiz için Rabbimizden mağfiret diliyoruz. Annesi Hüda Kaya ve kardeşleri İntizar, Nurcihan ve Cihat Saatçioğlu başta olmak üzere tüm dava arkadaşlarına sabrı cemil niyaz ediyoruz...Nurulhak kardeşimiz Kur’an’ın emri ve müslüman kadının kimliği olan başörtüsüne kesintisiz bir biçimde sahip çıktı.Nurulhak onuruyla yaşadı ve onuruyla öldü. Rabbimiz de onuru için dimdik ayakta durarak mücadele eden kardeşimize inşa-Allah sonsuz merhametiyle muamele etsin.Direnişin idamla yargılanan ailesine mensub Nurulhak'a Allah'tan rahmet ve yakınlarına sabır diliyoruz. 07.08.2005 MEKANIN CENNET OLSUN BACIM...RABBIM SENI CENNETINE KABUL EYLESIN...AMIN Sen çekip gitmek nedir bilir misin Bekir Amca? - Bekir Coşkun'un ,"Deveye binip Arabistan'a gitsinler " şeklinde yazdığı yazından sonra...!- Geçmiş zamanlardı, Bekir Amca. Nazenin genç kızlar yurtlarından çekip gitmek zorunda kaldılar. İstemeye istemeye. Ayaklarını sürüyerek gittiler. Analarını son defa koklayarak. Çekip gittiler. Babalarına bir daha sarılamama korkusuna sarılıp gittiler.Genceciktiler. Kelebek gibiydi kalpleri. Al aldı yanakları. Moldova’ya gittiler, meselâ. Dillerini anlamayan ve dinlerini bilmeyen adamlardan medet umdular.. Romanya’ya uçtular. Hollanda’da hasret çektiler. Orta Asya’nın demir perde artığı soğuk ve suskun şehirlerine çekildiler. Viyana’ya çekip gittiler. Niye mi? Dillerini bilen, dinlerini bilen, Bekir Coşkun amcaları gibi taze mısır ekmeğinin mis gibi kokusunu seven büyüklerinden, kırılgan hayallerine analık etmelerini bekledikleri kadınlardan, tazecik umutlarına babalık etmelerini umdukları adamlardan çektiler. Varlıkları, yere göğe sığmayan bir ayıpmış gibi sınıftan uzaklaştırıldılar. Sınavdan kovuldular. Umutlarını nokta nokta dizmeye hazırlandıkları kurşun kalemlerini gözyaşları içinde çektiler kâğıttan. Başları önde, çekip gittiler.Çekip gitmesini bildi o incecik kızlar. Rantiye hesaplarının üzerine perde olarak çekilen laik-Müslüman çekişmesinin gerilimini 13-14 yaşlarındaki dal gibi kızların saçlarının ucuna bağladılar. Kızlar da “Bana mısın!” demediler, çektiler. Çekip gittiler. İhale takipçilerinin aç gözlerine sürme yaptığı “irtica geliyor!” tehditlerinin kapkara dehşetini 17’lik kızların omuzlarına yıktılar. Kaçmadı kızlar. Kaçamadılar. Çaresiz, çektiler. Ağlayacak gibi olsalar da, belli etmediler. Boylarını aşan hıçkırıklarını içlerine çekip gittiler.Bazıları, okul kapısında bir kuytuya çekildi. İlk defa ulu orta. İlk defa herkesin göreceği yerde. Ak duvağının arkasına koymak üzere cevher gibi sarıp sarmaladığı saçlarını yağmalatırcasına. Sadece helâlinin bakışına sakladığı zülüflerini çamura yatırırcasına. Her defasında ilk defa yapıyormuşçasına gibi ezilerek. Utanarak. Çekinerek. Sıkılarak. Yutkunarak. Ağlayarak. Ağlamıyormuş gibi yaparak, başından örtüsünü çekti. Çekip gitti sınıfa. Bazıları da elini eteğini çekip gitti. Okuma hayallerini kirli bir mendil gibi katlayıp, köşelerine çekildiler. Şimdi, ülkenin aydınları olarak çıkacakları üniversite kapılarının önünden, başını örterse, kızını nerede okutacağını kara kara düşünen “oku(tul)mamış ev hanımları” olarak iç çeke çeke geçiyorlar. Yaralı geçmişlerini, ezilmiş gençliklerini hatırlıyorlar: Arkadaşlarının yanında aşağılanmışlardı, utandırılmışlardı. Kardeşçe sarmaş dolaş oldukları, sırdaş edindikleri başı açık arkadaşlarıyla aralarına s/ağır mı s/ağır setler çekmişlerdi. Başı açık olanlar da çekmişti. Onları da utandırmışlardı. Yanı başından kaldırılan arkadaşının ardından sınavı terk etme “delikanlılığı” ile sınavı verip okulu bitirme “pısırıklığı” arasında, vicdanları yalım yapalak bir oraya bir buraya çekilmişti. Okul kapısında bekletilen “kanka”larının yüzüne bakamadan, kendilerini en çetin hesaplara çekip de gitmişlerdi amfiye.Kimisi hazırlık sınıfına başlayamadan. Kimisi diplomasına birkaç ay kala. Çekip gitmişti. Bekir amcalarının güzelce tarif ettiği o yeri, kendisi ya da eşi başörtülü ya da başörtüsüz olsa da, kendisi ya da anası/kızı/kız kardeşi çarşaflı yahut dekolte olsa da, “her insanın asla kovulamayacağı, kovuldukça kalacağı, gönderilmek istendikçe yerleşeceği, atıldıkça geleceği” o yeri arayıp durdular. Her defasında, karşılarında, “kamusal alan” uydurması etrafına çekilmiş dikenli teller buldular. Ülkelerinin orta yerinde, habire genişletilen ve nerede kardeşlik umudu varsa üzerine sünger çeken o dikenli tellerde kanadı hayalleri. Dün ben de çekip gittim. Kamusal alandan rahmetsel alana attım kendimi. Medine’deyim. Başını örteni de, örtemeyeni de, örtmek istemeyeni de, örteni istemeyeni de huzuruna alan Muhammed-i Emin’in [asm] huzurundayım. Kin ve nefret çöllerinden kardeşlik vahaları yeşerten Sevgili’nin yurdundayım. Çekip gelse, Bekir Coşkun’u da R. Tayyip Erdoğan ve Abdullah Gül kadar sımsıkı kucaklayacakları, kırk yıllık dost gibi ağırlayacakları, teklifsiz sofraya buyur edecekleri yer burası. Çekip gitmiş kızların, kendilerine çektiren büyüklerini görecek olsalar, ömürlerinde görmedikleri içten bir sevgiyle, her şeyi unutarak kucaklayacakları yer burası. Kardeşler arasına ayrıkotları dikenlerin ayakları altına gül dikenlerin bağı burası. Misilleme, rövanş ve intikam duygusunu yanağında serinleten O Gül’ün [asm] gülüşleri çoğalttığı yer burası...( SENAİ DEMİRCİ-Zaman: 26 Ağustos 2007 )
İSLAM VE SİYASET Laik Avrupa’nın ne kadar laik üniversitesi varsa hepsinde -evet birkaçında, çoğunda, tamamına yakınında falan değil HEPSİNDE- türbanla okumak mümkün. Hiçbir yasak, engelleme, gak guk yok! Avrupa’da durum bu: Avrupa’daki üniversitelerde AİHM türban aleyhine karar aldı diye yasak getirilmiş mi? El Cevap: Getirilmemiş! Bundan sonra getirilmesi de mümkün değil! Dikkat buyurunuz: Arabistanlı Lawrence’ın ülkesinde yani İngiltere’de dahi yasak yok. Dahası, İngiliz hükümetinin sözcüsü, Fransa ve Almanya’daki türban tartışmaları vesilesiyle çıktı (Aralık 2003) İngiltere’deki üniversitelerde hiçbir zaman kılık kıyafet konusunda yasak konulamayacağını deklare etti... YUH! DÜNYA'DA TEK TOTALİTER DEVLET BİZ KALDIK!!! Dünyada durum ne? Türkiye ve Tunus hariç gezegenimizdeki hiçbir üniversitede türban yasağı yok! (Zaman:T.KORKMAZ:02.05.06) Tunus’ta mahkeme kadınların kamuya ait işyerlerinde başörtüsü takmasının yasaklanmasını yasal bulmadı...Tunus lideri Bin Ali’de başörtülü kadınları ödüllendirdi.(Zaman: 17.10.2007) Okul birincileri törene peruk takarak katıldı Dicle Üniversitesi'nin mezuniyet törenine okul birincileri türban takarak katıldı. 4 yıl boyunca peruk takarak üniversiteye devam eden Hukuk Fakültesi öğrencileri Ayfer Can ile Zehra Demir, puanları aynı olduğu için birinciliği baylaştılar. Can ve Demir, diplomalarını peruk takarak aldı. Diplomalarını Hukuk Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Fazıl Hüsnü Erdem'in elinden alan her iki öğrenci, keplerini peruk üstüne taktı. Her yıl renkli geçen mezuniyet töreni, bu yıl sönük bir havada geçti. DÜ Rektörü Prof. Dr. Fikri Canoruç'un davet ettiği birçok kişi töreni katılmadı. Törene Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer mesaj gönderdi. ( Sabah:04.07.2004) Metin YÜKSEL 02/11/2003 : HÜRRİYET Viyana'nın göbeğinde beş katlı bakımlı bir bina. 34 dairesinde Viyana üniversitelerinde eğitim gören tam 200 kız öğrenci kalıyor. Hepsi de imam hatip mezunu, türbanlı ve bu yüzden Türkiye'de üniversiteye gidememiş. Şimdi Viyana'nın özgür havasını soluyup Avrupa'dan Türkiye'ye bakma ayrıcalığını yaşıyorlar. Onlara bu olanağı iki yıl önce kurulan Viyana Uluslararası Öğrenci Aktivitelerini Destekleme Derneği (WONDER) sağlıyor. Dernek eğitim masraflarını karşılamak için her öğrenciye Türkiye'den bir sponsor buluyor, yurt imkanı sağlıyor. Bu yolla eğitimine devam eden öğrenciler arasında İslami kesime mensup gazeteci, yazar ve akademisyenlerin kızları da var. Vakit Gazetesi yazarı Abdurrahman Dilipak'ın kızı Fatıma Zehra Dilipak'la Milli Gazete'nin Yazı İşleri Müdürü Ekrem Kızıltaş'ın kızı Betül Kızıltaş bu öğrenciler arasında. Esra Sümeyye Özkan 22 yaşında. Osmaniye İmam Hatip Lisesi'ni bitirip Fatih Üniversitesi'ni kazanmış. Bir yıl sonra başlayan türban yasağı nedeniyle okulla ilişiği kesilmiş. Okumak için geriye tek yol olarak türbanın sorun olmadığı bir ülkeye gitmek kalmış. Ama ona da ailesinin olanakları elvermemiş. ‘‘Lisedeyken yurtdışında okuma hayalleri kurardım sık sık, ama olanak yoktu’’ diyor. Özkan'ın imdadına Viyana Uluslararası Öğrenci Aktivitelerini Destekleme Derneği (WONDER) yetişmiş. Genç kız kendisine barınmak için yurt, eğitim masrafları için de sponsor olanağı sağlayan WONDER aracılığıyla Viyana'ya gelmiş. ‘‘Başlangıçta sıkıntılı oldu ama artık alıştım. Matematik okuyorum. Burada matematik felsefeyle içiçe. Ayrıca arkadaşlarımla bir edebiyat dergisi çıkartıyoruz. Bir yandan da Osmanlıca öğreniyorum’’ diyor. Türkiye'ye karşı buruk hisler taşıdığını ancak kırgın olmadığını anlatıyor: ‘‘Viyana'da insan olduğumu hissetmek bana huzur veriyor’’ diyor hüzünlü bir ses tonuyla. Esra Sümeyye Özkan başını açmamak için yurtdışında okumak yolunu seçen tek öğrenci değil. Onunla birlikte 200 başörtülü öğrenci daha okuyor Viyana'da. Hepsi de imam hatip mezunu. Üniversiteye girişte puan katsayısı farklılığına rağmen Türkiye'nin önde gelen okullarını kazanmışlar. Bazıları kayıt aşamasında karşılaşmış başörtü yasağıyla. Bazıları yasak nedeniyle okullarına girememiş, uzaklaşmak zorunda kalmışlar. Sonuçta onlar da tıpkı Esra gibi WONDER'e başvurmuş. İki yıl içinde dernek aracılığıyla Viyana'da tahsil yapmaya gelen kızların sayısı 200, toplam öğrenci sayısı ise 400'ü bulmuş. Şimdi Viyana'nın göbeğinde beş katlı 34 daireli bir yurtta birlikte kalıyor, türbanı sorun etmeyen üniversitelerde eğitimlerine devam ediyorlar. Başlangıçta uyum problemi yaşasalar da şimdi türbanlarıyla istedikleri yere girip çıkıyor, bisikletleriyle dolaştıkları Viyana sokaklarında ilginç görüntüler oluşturuyorlar. Aralarında kay kay yapanlar da var. Çoğu Almanca'nın yanı sıra ikinci bir dil öğrenmeye başlamış. Okullarını bitirdikten sonra Fransa, İngiltere, Kanada gibi ülkelerde ihtisas yapacaklarını söylüyorlar. Başörtülü öğrenciler bizi Viyana'nın ünlü Cafe Central'ine davet ediyor. Canlı müzik yapılan ve klasik müzik çalınan kafeye birlikte giriyoruz. Başörtüleriyle girdikleri mekanlarda garsonlar tarafından güleryüzle karşılanıyorlar. Tramvayda, metroda, okulda, hayatın farklı alanlarında oldukça rahatlar. Yabancı ellerde saygı görmek onları mutlu ediyor. Sohbet türban, okul, Viyana üzerinde yoğunlaşıyor. Zeynep Esra Abay (21) Viyana Üniversitesi İletişim Fakültesi'nde birinci sınıf öğrencisi. Daha önce Türkiye'de iki buçuk yıl İngiliz edebiyatı okumuş. Ailesi İstanbul'da oturuyor. Başörtüsü yasağıyla KKTC'de okurken karşılaşmış. ‘‘Özel bir üniversitede okurken başörtüsü yasağı sadece KKTC'li ve Türkiye'den gelen öğrencilere uygulandı. Diğerleri okuluna devam ederken biz apar topar okuldan atıldık. Bu çok zoruma gidiyor. Kıbrıs'tan ağlayarak ayrıldım’’ diye anlatıyor. ‘‘Her şeye rağmen dünyaya Avrupa'dan bakmanın ayrıcalık olduğuna inanıyorum.’’ Hilal Pala da (22) Zeynep Esra gibi iletişim okuyanlardan biri. O da İstanbul'dan gelmiş. Birinci sınıfta. Ailesinden ayrı olmaktan dolayı mutsuzmuş ancak arkadaşlarıyla kurduğu uyumlu ilişki onu rahatlatmış. ‘‘Burada olmak kolay değil. Burada olmak ve başarılı olmak Türkiye'de başarılı okumaktan daha zor. Dil sıkıntısı yaşıyoruz. Farklı kültürlerden insanlarla aynı kentte yaşamak artı şeyler katıyor hayatımıza. Doğuluyuz ama Batılı düşünmek zorundayız burada. Bunu başarabildiğimizde hayatımıza yeni şeyler katmış olacağız.’’ Zeynep Esra, Viyana'ya okumaya gelen 200 başörtülü arkadaşıyla birlikte Türklerin buradaki imajını düzelttiklerine inanıyor: ‘‘İstanbul'u görmeden, kent kültürü edinmeden birçok Türk buraya gelmiş. Buradaki yaşama adapte olana kadar çok büyük sıkıntılar yaşamışlar. Hoş olmayan izler bırakmışlar. Kısa sürede bu izleri, Türklerin olumsuz imajlarını sildik.’’ Hepsinin ortak hedefi ihtisas yaptıktan sonra Türkiye'ye dönmek. Yurtta kalan öğrencilerden 22 yaşındaki Hacer Tütüncü, ‘‘Viyana'da genç bir potansiyel oluşturuyoruz. Bu potansiyeli ileride Türkiye'ye kaydırmayı düşünüyoruz. Geri döndüğümüzde daha iyi bir Türkiye bulmak istiyoruz. Ümitliyiz. Yasaksız bir Türkiye istiyoruz. Yüzümüzdeki gülümsemeyle Viyanalıları şaşırtıyoruz. Başörtüsü sebebiyle eğitim hakları ellerinden alınan arkadaşlarımızın da yüzlerinin gülmesini istiyoruz’’ diyor. Her öğrenciye eğitim masrafını üstlenecek bir sponsor buluyorlar WONDER, Viyana'ya okumak amacıyla gelen imam hatip mezunu 13 Türk öğrenci tarafından iki yıl önce kurulmuş. Türkiye'de imam hatip liselerinden başarıyla mezun olan, üniversite imtihanlarında yüksek başarı gösterdikleri halde puan katsayısı ve başörtüsü nedeniyle istedikleri okullara giremeyen öğrencilerin Viyana üniversitelerinde okumalarına yardımcı oluyor. Onlara altyapı hazırlıyor, danışmanlık hizmeti veriyor. Dil öğrenmelerine yardımcı oluyor, sosyal aktiviteleri düzenliyor. Bu kapsamda son bir yıl içinde Türkiye'deki çeşitli üniversitelerden otuz beş bilim adamı ve yazar derneğin seminer programlarına katılmış. SADECE İMAM HATİPLİLERE İki yıl içinde 200 kız ve 200 erkek öğrenciye Avusturya'nın başkenti Viyana'da okuma imkanı sağlayan dernek öğrencilerini seçerek alıyor. Öğrenci seçiminde imam hatipli olmak birinci şart. Öğrencinin ÖSS puanı ve imam hatip lisesini bitirme notunun da yüksek olması gerekiyor. Zeki ve çalışkan olmak, ahlaki zafiyetleri olmamak derneğin aradığı diğer vasıflar. NASIL ÇALIŞIYOR? Bu kriterlere sahip öğrenciler WONDER'e başvurarak, Avrupa'da okumak istediklerini söylüyorlar. WONDER, öğrencilere üniversitelere nasıl başvuracaklarını, kabul alabilmek için nelere dikkat etmeleri gerektiğini anlatıyor. Viyana'da okuma hakkı kazanan öğrencilere vize, okul kayıtları ve Viyana'daki günlük yaşama ilişkin bilgi aktarıyor. Bütün bu danışmanlık hizmetleri ücretsiz. Dernek öğrencilerin barınma sorununa da çözüm üretmiş. Erkek öğrenciler şehrin çeşitli yerlerinde tutulan dairelerde, kız öğrenciler ise beş katlı 34 daireli büyük yurtta kalıyor. Yurttaki daireler ve evlerin doğal gaz, elektrik gibi ortak giderleri öğrenciler tarafından karşılanıyor. Öğrenciler bunun için derneğe her ay 250 Euro ödüyor. Dernek aracılığıyla Viyana'ya gelen tüm öğrenciler WONDER'e üye olmak zorunda. 300 ÖĞRENCİYE BURS BULDULAR WONDER, maddi imkansızlık nedeniyle sıkıntı çeken öğrenciler için burs buluyor. Dernek imam hatip mezunu olan ya da onları desteklemek isteyen işadamı, şirket ya da kuruluşlara başvurup, Viyana'da eğitime başlayan, yetenekli, ama maddi imkanları kısıtlı bir öğrenciyi okutmasını istiyor. Yani öğrenci ile burs veren kişiyi buluşturan bir köprü işlevi görüyor. Para WONDER'e verilmiyor. Burs veren kişi parayı ismini öğrendiği ve masraflarını üstlendiği öğrencinin Avusturya'daki hesabına yatırıyor. Viyana diğer Avrupa ülkelerine göre ucuz ancak Türkiye'ye göre oldukça pahalı bir kent. Öğrenciler barınma, ısınma ve yemek ihtiyaçlarını paylaştıkları için rahatlıkla geçinebiliyor. Bir öğrencinin aylık masrafı yaklaşık 500 Euro. 8 aylık bir eğitim döneminde bir öğrenciye verilen burs, Türkiye'ye gidiş dönüş uçak parası dahil beş bin Euro. Sistem ‘‘bir öğrenciye bir hayırsever’’ esasına göre çalışıyor. Bu sistemle 400 öğrencinin 300'ü burslu olarak okuyor. 100'ü ise ailelerinden gelen parayla eğitimlerini sürdürüyor. AVUSTURYA’DA EĞİTİM BEDAVA Türk öğrencilerin Viyana'daki eğitim çabasına resmi makamlar destek veriyor. Okumak isteyen herkese üniversite kapılarını açan Avusturya hükümeti din, dil, ırk ayrımı yapmıyor. Yani üniversitelerdeki tek yabancı öğrenciler Türkler değil. Viyana'daki üniversitelere başvuran Türk öğrenciler, Türkiye'de dört yıllık bir üniversiteye yerleşmiş olduklarını ispatlamak zorunda. Bu yapıldığında diğer prosedürler öğrencilerin lehine işliyor. Yurt binası şehrin merkezinde WONDER, Viyana'nın göbeğinde, Döblingerhauet Caddesi'ndeki beş katlı, restore edilmiş kiralık bir apartmanda faaliyet gösteriyor. Bin sekiz yüz metrekare kullanım alanına sahip binanın giriş katı derneğin yönetimine ayrılmış. Diğer dört katta 200 kız öğrencinin kaldığı 34 daire var. Binanın zemin katında öğrencilerin ortak kullanımına açık iki konferans salonuyla bir kütüphane bulunuyor. Bu salonlarda çeşitli sosyal aktiviteler, seminer ve konferanslar yapılıyor. Orada olduğumuz günlerde Bosna-Hersek Cumhurbaşkanı Aliya İzzetbegoviç'i anma toplantısı da burada yapıldı. Kız öğrencilerin çoğu Viyana Üniversitesi'nde okuyor. Bir bölümü de Teknik ve Ekonomi Üniversiteleri'nde okuyor. Wirtschaft (Ekonomi), öğrencilerin kaldığı binaya en yakın üniversite. 200 metrelik mesafede. Teknik ve Viyana üniversitelerinde okuyan öğrencilerin çoğu okullarına bisikletle gidip geliyor. Apartmanın girişi öğrencilerin bisikletleriyle dolu. Öğrencilerin kaldığı her dairede en az bir bilgisayar bulunuyor. Yirmidört saat internete bağlanabiliyorlar. Öğrenciler yemeklerini kendi paylaştıkları dairede nöbet sistemiyle kendileri hazırlıyor. Öğrencilerin sosyal danışmanlığını WONDER Başkanı Yusuf Kara'nın eşi Nadire Kara yapıyor. Nadire Kara da başörtüsü yasağı nedeniyle Türkiye'deki edebiyat öğretmenliğini bırakarak Viyana'ya eşinin yanına gelmiş. Kara ailesinin aynı binadaki evlerinin kapısı öğrencilere sürekli açık. Nadire Kara, Viyana'da okumaya gelen öğrencilere aile özlemi çektirmemeye çalıştıklarını söylüyor: ‘‘Burada anne baba özlemi çekmesinler istiyoruz. Maddi ve manevi tüm sorunlarını paylaşmaya çalışıyoruz. Viyana'da 400 çocuğumuza annelik babalık yapıyoruz. Yaptığımız işten mutluluk duyuyoruz’’ diyor. WONDER Başkanı Yusuf Kara, neden sadece imam hatipliler, sorusuna şu yanıtı veriyor: ‘‘Türkiye'de imam hatipliler başarılı olmalarına rağmen istedikleri üniversitelere giremiyor. Bunların önünü açmaya çalışıyoruz. İstedikleri bölümü kazanmış olsalar bile Türkiye'deki başörtüsü sorunu nedeniyle istedikleri okula gidemiyorlar. Avrupa'daki üniversitelerde böyle bir sorun yaşanmıyor. Hem farklı dilleri öğreniyor hem de dünya standartlarında bir üniversite bitirmiş oluyorlar. Eğitim hakkının engellenmemesi ve ihtiyacı olanlara yardımcı olunması gerektiğine inanıyoruz.’’ Avusturya'da 180 bin Türk yaşıyor. Bunun 100 bine yakını Viyana'da. Viyana'daki Türkler WONDER'in bu organizasyonuna katkıda bulunuyor mu? Öğrencilere burs veren var mı? Bu soruya Kara, ‘‘Hayır, hiçbir destek görmüyoruz. Bursları Türkiye'den sağlıyoruz’’ diye cevap veriyor. Yusuf Kara, WONDER'in hedeflerini şöyle sıralıyor: ‘‘Öncelikle mevcut öğrencilerin akademik kariyerlerini yapmalarını sağlamak. Kariyer yaptıktan sonra Türkiye'ye dönerek, ülkeye faydalı birer bilim adamı olmalarına katkıda bulunmak. Türkiye'deki mağduriyet devam ettiği sürece başarılı olanları desteklemeye devam edeceğiz.’’ FATIMA ZEHRA DİLİPAK (20) Bir Müslüman olarak Hıristiyan teolojisi öğrenmemde sakınca yok İslami kesimin tanınmış yazarlarından Abdurrahman Dilipak'ın kızı Fatıma Zehra Dilipak da WONDER aracılığıyla Viyana'da okuyan öğrencilerden. Zehra Dilipak İslam Akademisi'nde okuyor. Almanca ve Arapça eğitim alıyor. İslam Akademisi'ni bitirdiğinde din öğretmenliği yapabileceğini söylüyor. Türkiye'de kendisiyle ilgili yayımlanan haberler için ‘‘rahatsız oldum’’ diyor. Akademi eğitiminin yanı sıra Katolik Üniversitesi'nde misafir öğrenci sıfatıyla dersler almaya başlayacağını da doğruluyor: ‘‘Bir Müslüman olarak Hıristiyan teolojisini öğrenmemde hiçbir sakınca yok. Türkiye'de üniversiteyi kazandığım halde başörtülü olduğum için kayıt yaptıramadım. Kayıt belgem olsaydı burada normal eğitime geçecektim. Eğitim hakkımız elimizden alındı.’’ ELİF OYUK (21) Bilkent’te çok iyiydim şimdi derslerimde daha vasatım Balıkesir Gönen İmam Hatip Lisesi'ni iyi bir dereceyle bitirdikten sonra Bilkent Üniversitesi Uluslararası İlişkiler'i kazandım. Birbuçuk yıl sonra, başörtüsü yasağı başlayınca Viyana'ya geldim. Almanca öğrenmekte çok zorlandım. Hálá da iyi derecede öğrendiğimi söyleyemem. Derslerde zorlanıyorum. Bilkent'te derslerim çok iyiydi. Şimdi vasatım. Hepsi benim dışımda gelişen olaylar bunlar. Birey olarak olanlardan çok büyük zarar gördüm. Hayatımı değiştirmek zorunda kaldım. Burada arkadaşlarımla her şeyi paylaşıyoruz. Gezi ve spor alanları çok fazla. Hepsinden yararlanıyoruz ancak Türkiye'de okuyamamanın burukluğunu bir türlü üzerimden atamıyorum. MELİKE UYAR (22) Burada çekingen değilim tiyatro, sinema, opera hepsinden yararlanıyorum Yozgat İmam Hatip Lisesi mezunuyum. Bilgi Üniversitesi'nden sonra Viyana Ekonomi Üniversitesi'ne kaydoldum. Burada herkesin yararlandığı sosyal imkanlar var. Okulda sadece benimle aynı kaderi paylaşanlarla değil Avusturyalı arkadaşlarımla da iyi diyaloglarım var. Burada çekingen değilim. Tiyatro, opera, sinema ne varsa bütün imkanlardan yararlanıyorum. Türkiye'de istikbal endişem yok. Eğitim alırken hem kültürünü hem de ticaretini inceliyorum Viyana'nın. Türkiye'ye dönünce kendi işimi kurmayı düşünüyorum. WONDER’İN DANIŞMANI MATUŞKA BEY Entelektüel Müslümanların sayısının artması önemli Türk öğrencileri çatısı altında toplayan WONDER'in danışmanı bir Avusturyalı. Muhammed Yusuf Matuşka’ya öğrenciler soyadıyla hitap ediyor. Matuşka Bey, Türklere yabancı değil. Meslek hayatının son üç yılını Ankara'da Avusturya Başkonsolosu olarak geçirmiş Muhammed Yusuf Matuşka. Matuşka Bey'in ilginç bir yönü de genç yaşta İslamiyet’i seçmiş olması. Daha 17 yaşında tanışmış İslam’la. Sonra Müslüman olmuş. Müslüman olması mesleğinde yükselmesine engel olmamış. Uzun yıllar ülkesini konsolos olarak başarıyla temsil etmiş. Şimdi 64 yaşında, WONDER'in danışmanlığını yapıyor, Türk öğrencilerle Avusturya makamları arasında köprü oluyor. ‘‘Kıyafetin belli bir parçasının yasaklanması ister Türkiye'de, ister Fransa'da ya da Almanya'da olsun, devletin vatandaşlarının kişisel özgürlüğüne müdahale etmesidir. Özgür ve demokratik anayasaya aykırıdır’’ diyor. Avusturya'da yaşayan İslam topluluğu için entelektüel Müslümanların sayısının artmasının çok önemli bir gelişme olduğunu söylüyor. Öğrencilere yardımcı olmanın kendisini mutlu ettiğini, Türk öğrencilerin eğitimlerini en iyi şekilde bitirmek için çok çaba harcadıklarına inandığını anlatıyor. SÜMEYYE DURSUN (19) Felsefe öğreniyorum Gaziosmanpaşa Kazım Karabekir İmam Hatip Lisesi'ni bitirdim. 16 yaşımda üniversiteyi kazandım ve başörtüsü sorunu yok diye Bilgi Üniversitesi'nin matematik bölümünü tek tercih olarak seçtim. Yasak oraya da geldi, ben de buraya geldim. Sinemayla ilgiliyim. Felsefe, Almanca ve Fransızca öğreniyorum. NEVİN ÖZTÜRK (22) Bazen sıkılsam da Viyana güzel Viyana'da mimarlık okumak geçmişte yaşadığım sıkıntıları unutturuyor. İstanbul Kartal İmam Hatip Lisesi mezunuyum. Beykent Üniversitesi Mimarlık Bölümü'nde geçen bir yılın ardından buraya geldim. Bazen sıkılsam da Viyana güzel bir kent. Kanada'da ihtisas yaptıktan sonra Türkiye'ye döneceğim. AYŞEGÜL ARAR (22) Wonder’i 12 arkadaşımla beraber kurduk Viyana'ya ilk gelen ve 12 arka-daşımla WONDER'i kuran ekipte yer aldım. Diş hekim-liğinde okuyorum. Burada uzmanlık yaptıktan sonra ülkeme döneceğim. Viyana 20 gün kalmak ya da gezmek için ideal bir kent. Sokaklarda sanki bir labirentte dolaşıyormuşum gibi oluyorum. Tarihin ağırlığını hissediyor insan burada. Belki de bana öyle geliyor. SAADET PEKZORLU (22) Buraya karanlık bir ruh hakim Bursalıyım ve imam hatibi Bursa'da okudum. Yeditepe Sistem Mühendisliği'nde okurken Viyana'ya geldim ve ekonomi okuyorum. Viyana büyük bir müze gibi. Ancak karanlık bir ruh hali hakim kente. Burada kalmayı düşünmüyorum. Tarihi, kültürü, yeşili, her şeyden önemlisi Bursa'daki insani ilişkiler çok sıcak. Burayı soğuk buluyorum. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın geçen nisanda fahri doktora unvanı aldığı Kiev Teknik Üniversitesi'nin de aralarında bulunduğu Ukrayna'daki üniversiteler, türbanlı Türk öğrencilerin yeni gözdesi oldu. Ukrayna'ya öğrenci gönderme hakkına, Taşdemir Şirketler Grubu'na bağlı Kota Eğitim sahip bulunuyor. Şirket, turizm ve inşaat yatırımlarına devlet desteği alabilmek amacıyla Ukrayna Eğitim Bakanlığı ile özel bir stütü anlaşmasına imza atmış. Böylece, ülkedeki 45 üniversiteye her yıl 550 öğrenciyi 'kayıtsız şartsız' gönderme hakkına sahip olmuş. 2000'den bu yana Türkiye'den bini aşkın öğrenciyi tıp, ekonomi gibi dallarda Ukrayna'ya eğitime gönderen Kota Eğitim, İslami basına ilanlar verdi. Türbanlı kız silueti olan ilanlarda, Ukrayna'daki eğitim imkânı anlatılarak öğrenci çekmeye çalışılıyor. Notlara bakılmıyor Taşdemir Eğitim Grubu Başkan Yardımcısı ve Medya Planlama Uzmanı Emre Ünal'ın verdiği bilgiye göre, yapılan özel statü anlaşmasına göre, kayıt sırasında birçok bölümde Türk öğrencilerin notlarına dahi bakılmıyor. Aslında bu üniversiteler, diğer ülkelerden gelen öğrencileri, lise başarı ortalamalarına göre seçiyor. Ünal, bu anlaşmayla Türk öğrencilerin istedikleri dalda eğitim alma şansını yakaladıklarını vurguluyor. Kurumlar AB'ye uyumlu Güzel Sanatlar Bölümü için bile yetenek sınavına girilmiyor. Yıllık eğitimin bedeli ise yurt, kayıt, danışmanlık hizmetleri dahil 2500-4000 bin dolar arasında değişiyor. YÖK tarafından denkliğe sahip tek üniversite, KİEV Teknik Üniversitesi olmasına rağmen, diğer tüm kurumlar Avrupa Birliği'ne uyumlu. Bu nedenle, öğrencilerin Avrupa'daki üniversitelere geçiş hakkı bulunuyor. En gözde bölüm tıp fakütlesi Ünal'ın verdiği bilgiye göre, 2000'den bu yana gönderilen binin üzerindeki öğrencinin yüzde 30'u kız ve neredeyse tümü türbanlı. Öğrenciler, kıyafet zorunluluğu olmaması nedeniyle tercih ettikleri üniversitelerde, dini inançlarını uygulamak amacıyla tıp fakültesi 3. sınıf öğrencisi bir kız öğrencinin girişimiyle mescit bile açtırılmış. Ünal, "Ukrayna'ya gidenlerin yüzde 90'ı başörtülü. Genellikle tıp ve diş hekimliğini tercih ediyorlar. Yurtlarda çok rahat ediyorlar. Genellikle Arap ülkelerinden gelen öğrenciler de orada" dedi. Ünal, bu sene kayıtlara büyük ilgi olduğunu söyledi. ( Milliyet :27 Ağustos 2004 ) Başörtülü kariyer Üniversitelerde uygulanan başörtüsü yasağı ne Etiler İmamı'nın kızı Nagihan Haliloğlu'nu ne de Tıp Fakültesi'ni yarıda bırakmak zorunda kalıp yurt dışına çıkan Nurevşan Bastem'i yıldırmadı. Eğitimlerini Avrupa ülkelerinde tamamlayan bu iki genç, şimdi Almanya'da hem çalışıp hem de akademik kariyer yapıyor AYŞE OLGUN Okullarda uygulanan başörtüsü yasağı 'azmin' önüne engel olamadı. Okuma hayallerinin peşine takılan Nagihan Haliloğlu ve Nurevşan Bastem yurt dışına okumak için giden ilk başörtülüler arasında. "İlim Çin'de bile olsa gidip öğrenin" Hadis-i Şerif'inin açtığı yolda ilerleyen Haliloğlu ve Bastem başarılarla dolu okul yıllarının ardından şimdi de yurt dışında mesleklerini aynı başarıyla sürdürüyorlar. Etiler Cami İmamı'nın kızı olan Nagihan Haliloğlu, babasının verdiği destekle Boğaziçi Üniversitesi'nden mezun olduktan sonra Oxford'a gidip 2 ayrı alanda mastır yapmış. Doktorasını ise şimdi Almanya'da sürdürüyor. Haliloğlu, çevirmenlik yanında edebi eserleri de Türkçe'ye kazandırıyor. OKULU 10 AY ÖNCE TAMAMLADI KTÜ Tıp Fakültesi'ni başörtüsü yasağı yüzünden birinci sınıfta bırakan Nurevşan Bastem ise Almanya'da din görevlisi olarak çalışan babasının yanına gidip yarım kalan eğitimini orada tamamlamış. Çiçeği burnunda genç doktor şimdi bir yandan Almanya'da yaşayan Türklerin sağlık sorunlarıyla ilgileniyor diğer yandan da Doğu Anadolu Bölgesi'nde birinci sırada yer alan kanser hastalıkları üzerine akademik çalışmalarını sürdürüyor. Bastem Almanya'ya ailesinin yanına gittiğinde önce dil kursuna yazılmış ve iki ayrı dil kursunun ardından girdiği sınavla Heidelberg Üniversitesi'nde tıp eğitimi almaya başlamış. Okulu 10 ay önceden başarıyla tamamlayarak Almanya'da hastanelerde çalışmaya başlayan Bastem, başörtüsü problemi olduğu mesleğini yurt dışında sürdürmeyi düşünüyor çünkü akademik kariyerini yükseltmek istiyor. Bir yandan da Almanya'da yaşayan gurbetçilerin sağlık alanında kendisi gibi Türk doktorlara ihtiyacı olduğunu düşünüyor. UZMANLIK ALANI KADIN DOĞUM Uzmanlık alanı olarak kadın doğum hastalıklarını seçen Bastem, yan dal olarak ise kanseri seçmiş. Dünyada ölüm sebepleri arasında birinci sırada kalp hastalıkları varken Doğu Anadolu Bölgesi'nde neden ilk sırada gırtlak ve mide kanserinin görüldüğünü şimdi araştırıyor.Aynı zamanda Muş'ta kanserli hastaların kurduğu Onko-Sev Derneği'yle de kanserin teşhisi ve tedavisi konusunda ortak çalışmalar yürütüyor. KANSER ÜZERİNE ÇALIŞIYOR Nurevşan Bastem Almanya'da tıp eğitimi alarak meslek hayatına atıldı. Akademik çalışmalarını kanser üzerine yoğunlaştırdı. Etiler İmamı'nın 'farklı' kızı OXFORD'da Boğaziçi Üniversitesi'nde kimya eğitimi aldıktan sonra yurt dışına çıkan ve İngiltere'de Oxford Üniversitesi İngiliz Dili ve Edebiyatı ile Osmanlı Edebiyatı Tanzimat Dönemi Fatma Aliye üzerine iki ayrı alanda mastırını yapan Nagihan Haliloğlu, şimdi de Almanya'da Heidelberg Üniversitesi'nde doktora çalışmasını sürdürüyor. İngilizce, Almanca, Fransızca, İspanyolca ve Arapça bilen Haliloğlu, bir yandan İngiliz Dili ve Edebiyatı alanında doktorasını yaparken diğer yandan da hem kitap çevrileri yapıyor hem de başkanlığını Ayşe Böhürler'in yürüttüğü ve çeşitli Avrupa ülkelerinde gerçekleşen Avrupa Kadın Müzakeresi Toplantıları'nda tercümanlık yapıyor. Babasının Etiler Camii'nin imamı olduğunu söyleyen ve bu yüzden çocukluk ve genç kızlığının ağırlıklı olarak sosyetenin oturduğu bu semtte geçtiğini anlatan Haliloğlu, okul yıllarında başörtüsü takan semtteki sayılı başörtülülerdenmiş. Bu yüzden de Oxford'da başörtülü olarak eğitim görürken alışık olduğu bu duygudan dolayı kendini çok fazla yalnız hissetmemiş. Yani Haliloğlu'na göre Etiler'in başörtülü 'farklı' kızı olarak o günlerde Avrupa'da eğitim hayatının bir anlamda provasını yapmış. ( Yeni şafak:3 Ekim 2005 ) Türkiye’de üniversite eğitimi alma imkanı bulamadığı için 1998’den bu yana dünyanın dört bir tarafına dağılan binlerce genç, iyi bir eğitim, birkaç yabancı dil ve epeyce tecrübeyle geri dönmeye başladı. Bu kez de denklik ve istihdam sorununa takılan öğrenciler, “Bundan sonra ne olacak?” sorusunun cevabını arıyor...Türkiye’den giden öğrenciler, genellikle iyi diploma derecesi ile geri dönüyor. Yabancı dilde eğitim almalarına rağmen başarılarıyla hocalarının takdirini kazanmalarını kendilerine sunulan ikinci şansın hakkını vermek olarak tanımlıyorlar. Olumlu imajları, tıp fakültesi mezunlarının yurtdışında uzmanlığa kabul edilmelerini de kolaylaştırıyor. Büyük kısmı bu imkânı değerlendiriyor ve okullarını tamamladıkları halde Türkiye’ye dönmüyor... Mağduriyet yurtdışına sürüklüyor ... ( Aksiyon :31.10.2005 )
İRTİCA BAHANE.. VURGUN ŞAHANE İRTİCA-LAİKLİK-FİKİR ÖZGÜRLÜĞÜ Münafikun : 4 " Onları gördüğün zaman kalıpları hoşuna gider, konuşurlarsa sözlerini dinlersin. Onlar sanki duvara dayanmış kütükler gibidir. Her gürültüyü kendi aleyhlerine sanırlar. Düşman onlardır. Onlardan sakın. Allah onların canlarını alsın. Nasıl bu hale geliyorlar? " MEDYADAKİ BAŞÖRTÜSÜ , SAKALLI MÜSLÜMANLAR , KUR'AN KURSLARI İLE İLGİLİ ...HABERLERİNİ HATIRLAYALIM...! -HOLLANDA'DA HUKUK TAHSİLİ GÖREN TÜRK KIZI AYŞE KABAKTEPE BAŞÖRTÜLÜ OLARAK HOLLANDA ADALET BAKANLIĞINDA ÇALIŞMA HAKKI KAZANDI. -İNGİLTERE LONDRA POLİSİ MÜSLÜMAN KADIN POLİSLER İÇİN BAŞÖRTÜSÜNE İZİN VERİR. -BELÇİKA'DA BAŞÖRTÜSÜ İLE OKUYAN CEMİLE AHSEN VE DİĞER ARKADAŞLARI OKULLARINDAN MEZUN OLURLAR. -HOLLANDA'DA TÜRK KIZI HÜLYA BAŞÖRTÜSÜ İLE POLİS TEŞKİLATINDA ÇALIŞMAKTADIR. -MC DANILDS ÇALIŞANLARI İÇİN ÖZEL BAŞÖRTÜSÜ ÜRETİP ÇALUIŞANLARINA HEDİYE EDER. -RUSYA'DA GEÇEN HAFTA ÇIKAN YASA İLE PASAPORTLARDA BAŞÖRTÜSÜNE İZİN VERİLİR.AMA BERLİN BAŞKONSOLOSLUĞU HALA PASAPORT İÇİN BAŞI AÇIK FOTOĞRAF İSTEMEKTEDİR.ŞİMDİ KİM KOMÜNİST KİM ÖZGÜRLÜKÇÜDÜR? Fransa: – Katolik kilisesinin liseleri vardır. Devlet, kendi bütçesinden onlara para ödemektedir. – Müslümanların ve başka dinlere mensup olanların özel okullar, liseler, üniversiteler açmasına izin verilmektedir. – Bütün Fransız üniversitelerine başörtülü Müslüman kızlar serbestçe gidip okuyabilmektedir. Bazı sürtüşmeler olsa da, liselere de gidebilmektedir. Fransız Danıştay'ı başörtüsü lehinde karar vermiştir. İngiltere: – Devlet ve millî Anglikan kilisesi birdir. Kral veya kraliçe hem devletin, hem de kilisenin başıdır. – Orada en az beş milyon Müslüman yaşıyor. Orada başörtülü Müslüman kızların ilkokuldan üniversiteye kadar dinî kıyafetleriyle tahsil yapması serbesttir. – Londra emniyeti son bir karar aldı ve Müslüman emniyet memurlarının sarık sarmalarına izin verdi. Bundan haberiniz oldu mu? Avustralya: -Victoria Eyaleti’ndeki Dandenong bölgesinde yaşayan Maha Sukkar adlı Lübnanlı Müslüman bayan, Avustralya’da başörtülü olarak görev yapacak ilk polis memuru olacak. Geçtiğimiz Aralık ayında Polis Akademisi’ne kabul edilen Maha Sukkar,....İslâmi kurallara göre polis üniforması giyecek olan polis adayı Sukkar’ın yüzme testinden geçebilmesi için yüzme havuzu sınav süresince kapatılmış. 3 yıl önce Avustralya’ya gelen Sukkar, daha sonraki zamanlarda yüzme derslerinden muaf tutulmuş. Ayrıca akademide yiyecekler de İslâmi kurallara göre Bayan Sukkar’a veriliyor(04.09.2003) Almanya : -Almanya Büyükelçiliği'nin resmi basın bülteninde Almanya'daki eğitim kurumları,kamu ve özel işyerleri ile tüm kamusal alanlarda başörtüsünün yasak olmadığı mahkeme kararı ile duyuruldu ( Vakit :10.09.2003) Onlar " Gavur " , peki ya aramızdakilere ne ad vermeli...!? İRTİCA BAHANE VURGUN ŞAHANE Türkiye barolar birliği başkanı E.Ö. "başörtüsü yasağı sokaktada uygulansın " derken , çeteci Erol Evcil'e temiz raporu vermiştir . Başörtüsü düşmanı vali O.T . çeteci M. Alan' ı korumakla suçlanır. 28 Şubat'çı Oramiral G.E. mafyacı işadamı Korkmaz Yiğit'in, General Teoman Koman ise mafyacı işadamı Cavit çağlar'ın danışmanı çıkarırlar "Atatürk'ün çocuğu",irtica düşmanı milletvekili A.G.devletin kayıp araba diye aradığı 20 milyarlık arabayı altına çeker. Bir başsavcıyı irticacı diye suçlayan hakim H.A. evrakda sahtecelikle yargılanır. Yekta Güngör Özden'in kardeşi S.Ö. 13 trilyonluk ihale şaibesine "laik olduğum için harcanıyorum" diyerek savunma yapar. Eski dekan E.U. fakültedeki Atatürk portrelerini indirtir ve suçu yeni dekan H.Erdoğana atarak irtica ile suçlar. İrticanın en büyük düşmanları(!) Kızılay başkanı ve Türk hava kurumu başkanı A.T. yolsuzluk ile suçlanırlar. Atatürk'çü ,laik şeriat düşmanı Korkmaz yiğit,Hayyam Gariboğlu,Murat Demirel,Cavit Çağlar,Ali Şener,Çörtük... yolsuzluktan dolayı aranmaktadırlar. ADD karlısu şube başkanı M.U. derneğinde kumar oynatınca dernek kapatılır Başörtüsü düşmalığını anonsla etrafa duyuracak kadar ileri götüren ilköğretim müdürü C.G.'nin yolsuzluk yaptığı belirlenir. -Başörtüsü düşmanı dekan K.A.'nın yolsuzluk yaptığı belgelerle ispatlanır. Hakkında sayısız yolsuzluk iddiası bulunan TŞOF başkanı D.G.,1999 takvimini Atatürk resimleri ile donatır. Ünlü Atatürk'çülerimiz gazeteci F.A.,A.K,U.D.'nin milyarlarca liralık vergilerine ödemedikleri belgelenir. Uluslararası af örgütü ve insan hakları komisyonlarınca kara listede olan Özbekistan lideri İ.K.:"Nurcu okullara izin vermedim,yolum Atatürk yoludur" der. Ruhsatsız kurulan Bursada ki çok katlı otele 25 kat uzunluğunda Türk bayrağı asılır. Başörtülülere hakaret eden Prof. N.A.yolsuzluk iddiaları üzerine görevine istifa eder. Başörtüsü düşmanı rektör B.B. silah kaçakçısı E.Timan'ın ortağı çıkar. Beyoğlu kemalizm araştırma merkezi kurucuları topladıkları bağışlarla lüks hayat yaşadıkları için tutuklanırlar. Baş örtüsü düşmanı H.Ö. çetecilikten tutuklanır. Köylünüm fındığını çalarken yakalanan ebe D.P. ile eşi köylülerce dövülünce olayı basına"başını kapatmayınca yobazlarca dövüldü "diye yansıtırlar Gaziantep teknik direktörü Samet Aybaba , üç futbolcusunu" namaz kılıyor" diye ,irtica ile suçlayarak kulüpten atılmalarına neden olur.Ama kendiside şike yaparak maç kazandırmak suçundan hakkında DGM'ce dava açılır. Haseki hastanesindeki başörtülü hemşirelere hakaret edip, bir de "devlete karşı başkaldırı içindeler" diyerek savcılığa veren çalışma bakanlığı başmüfettişi Hüsamettin Örnek SSK yı "öpenler" içinde olduğu için hakkında dava açılır. Özel Bilgi Üniversitesinde başörtüsü sorunu yok iken , haklarında yolsuzluk iddiaları basına yansıyınca , nedendir bilinmez aniden başörtüsü yasağı uygulamaya başlarlar , onlarda formülü mü kaptılar ne ?? Başörtüsü düşmanlığının yılmaz bekçisi KEMAL ALEMDAROĞLU 'nun bilimsel hırsızlık yaptığı artık " Virginia üniversitesince de " belgelenir ve üniversite internet sitelerinde bu hırsızlığı yayınlarlar. Emekli paşa ilhami Erdil ,emekli olmadan önce bir milyon dolara iki daire alır.Yani yemeden-içmeden , hem de "generallik" maaşı ile 38 yıllık maaş karşılığı...Askeri savcılık faaliyete geçer. Direk ilgisi yok ( ... ) ama Harran Üniversitesi'ni birincilikle bitiren İlahiyat fakülteli N.A.'ya değilde tıp fakültesi birincesine yaş kütüğüne çivi çaktırırlar...gaziantep Ünivesitesi’nde düzenlenen törende birinci olduğu kompozisyon yarışmasının ödülünü almak üzere kürsüye başörtülü olduğu için çıkarılmayan Hatice Kübra Bakır YERİNE ÖDÜLÜ ÖĞRETMENİNE VERİLİR (15.03.2006) Atatürkçülük maskesi ardına gizlenerek suç işleyen bir şebeke daha ortaya çıktı. Samsun’un Alaçam İlçesi Atatürkçü Düşünce Derneği Başkanı Tevfik Fikret Aykaç’ın vatandaşa yüksek faizle para veren bir “tefeci” olduğu ve bu yüzden tutuklandığı bildirildi. ADD’li Aykaç’ın, ağabeyiyle birlikte oluşturduğu ekibin çok canlar yaktığı ve ocaklar söndürdüğü ileri sürüldü. Ziraat Bankası Bafra Şubesi’nde Müdür Yardımcısı olarak çalışan kardeşi Nadir Aykaç’la yaklaşık 10 yıldır Alaçam’da vatandaşlara yüksek faizle borç veren ADD Şube Başkanı Aykaç ve ekibi, tutuklanarak cezaevine konuldu. (30.03.2006) TSK'YA TAHSİS EDİLEN BÜTÇE DIŞI ÖRTÜLÜ ÖDENEĞİN TESLİM EDİLDİĞİ KURMAY PİLOT YARBAY OSMAN AYMELEK 'İN 1997-1999 - TAM 28 ŞUBAT DÖNEMLERİ - YILLARI ARASINDA 3.5 MİLYON DOLARLIK VURGUN YAPTIĞI ORTAYA ÇIKAR : VATANI KORUYAN SUBAYLARA BİR ÖRNEK OLARAK...! Uluslararası başarı listelerinde ilk 500'e bile giremeyen Türk üniversitelerinin yolsuzluk sicili kabarık çıktı. Üniversitelerde yolsuzluk rezaleti Kamu İhale Kurumu, şikâyet üzerine üniversite ihalelerini mercek altına aldı. 4 yılda 690 ihaleye bakıldı. Her üç ihaleden birinde yolsuzluk tespit edildi. İncelenenler arasında usulsüzlük görülmeyen üniversite yok. En çok tıbbi malzeme alımlarında sorun yaşanırken, soruşturma izinleri YÖK'e takıldı.Uluslararası akademik başarı listelerinde ilk 500'e bile giremeyen Türk üniversitelerinin yolsuzluk sicili kabarık çıktı. 2003 yılında kurulan Kamu İhale Kurumu (KİK) mercek altına aldığı 47 üniversitede, çeşitli yolsuzluk ve usulsüzlüklerle karşılaştı. 4 yılda masaya yatırılan 690 ihalenin 240'ında şaibe görüldü. İncelenen ihaleler üniversitelerin yaptığı toplam ihalelerin sadece yüzde 5'ini kapsıyor. KİK'e yansıyan usulsüzlüklerin en yoğun olduğu yer İstanbul Üniversitesi. Onu Gazi ve Ondokuz Mayıs üniversiteleri izliyor. Listede Boğaziçi, Galatasaray ve ODTÜ de var. Kurumun tespit ettiği belli başlı yolsuzluk yöntemleri ise şunlar:İhalenin belirli firmalara göre hazırlanması, sözleşmenin usulüne uygun imzalanmaması, düşük fiyat teklif eden firmaların hukuka aykırı olarak ihale dışı bırakılması, yeterliliği olmayan firmalara ihale verilmesi. Kamu İhale Kurumu'nun yaptığı incelemelerden çıkan sonuç, üniversitelerdeki sorunları gözler önüne seriyor. Ancak, herhangi bir üniversite yöneticisi hakkında soruşturma açılabilmesi için YÖK'ün izni gerekiyor.İhalelerinde yolsuzluk tespit edilen üniversiteler .Marmara, İstanbul Teknik, Yıldız Teknik, Van Yüzüncü Yıl, Ankara, Hacettepe, Dokuz Eylül, Ege, Fırat, Dicle, Harran, Gaziantep, Gazi, İnönü, Adnan Menderes, Afyon Kocatepe, Selçuk, Balıkesir, Çanakkale Onsekiz Mart, Mustafa Kemal, Mersin, Abant İzzet Baysal, Akdeniz, Anadolu, Atatürk, Celal Bayar, Çukurova, Cumhuriyet, Erciyes, Gaziosmanpaşa, Kafkas, Sütçü İmam, Karadeniz Teknik, Kocaeli, Muğla, Niğde, Osman Gazi, Pamukkale, Trakya, Uludağ ve Zonguldak üniversiteleri.Malzeme alımında devlete kabarık fatura çıkartıldı :Gazi Üniversitesi 03.03.2004'te '142 kalem kit, kimyasal ve cam malzeme alımı' ve 28.06.2005 tarihinde 'kit, kimyasal malzeme alımı' ihaleleri yaptı. Ancak ihalelerdeki yolsuzluklar gazetelere haber oldu. Söz konusu habere göre; Gazi Hastanesi Biyokimya Laboratuvarı'na 2004 yılında alınan malzemelerin fiyatları ile 2005 yılında alınan aynı malzemelerin fiyatları arasında dolar kurundaki gerilemeye rağmen büyük artış olduğu öne sürülüyordu. 2005 yılının fiyatlarının kabarık olması nedeniyle devletin 312 milyar 64 milyon TL fazla ödeme yapmak zorunda kaldığı iddia edildi. KİK, usulsüzlük iddialarını değerlendirmeye aldı. Yapılan incelemede ihale şartnamesindeki hususların bazı firmaların ihaleye girmesini engellediği sonucuna varıldı.Soruşturma açılmak üzere dosyanın Yükseköğretim Kurulu'na gönderilmesine karar verildi.(Zaman:05.02.2007 ) İSLAM VE SİYASET ARKADAŞLAR HİÇ BİRİMİZ AB SEVDALISI DEĞİLİZ DE..BAZILARINA BİR TAKIM HATIRLATMALARIMIZ OLACAK MİLLİ BİRLİK VE BERABERLİK İŞİ MİT RAPORU İLE ADI MİSYONERLİK FAALİYETLERİNE KARIŞMIŞ BİR KART TAVUK VE GEÇMİŞİ İSLAM DÜŞMANLARININ ESERLERİNİ BASIP DAĞITMAKLA DOLU BİR TOPAL LEYLEĞE KALMIŞSA BU İŞ BAŞTAN BİTMİŞTİR! "NE ABD NE AB" DİYENLER 27 MAYIS İHTİLALİNİN ABD VİZESİ İLE YAPILDIĞINI -HERKES BİLDİĞİ HALDE- NEDEN HALA SAVUNUR...? MEDENİ,CEZA,TİCARET,MİRAS...HUKUKU,GİYİNME, YEME İÇME - ADABI DAHIL!- ,DANSINDAN TUVALETİNE DEK ... HEPSİ AB ÜLKELERİNDEN ALINMA İKEN VE BUNLARI UYGULARKEN GOCUNMAYANLARIN AB DÜŞMANI OLMASI KİMİ KANDIRIR , NE KADAR İKNA EDİCİ OLUR...!? "İDDİALARINIZDA SAMİMİ İSENİZ" SİZDEN ÇOK DAHA ÖNCE, MİSYONERLİK,EMPERYALİZM,SİYONİZM,KÜLTÜR EROZYONU...KONULARINA DİKKAT ÇEKEN, UYARAN,GÜNDEME GETİREN KİŞİLERİ YILLARCA " GERİCİ,YOBAZ,ÇAĞDIŞI,AŞIRI DİNCİ,FUNDAMENTALİST,RADİKAL,HUCU,İRANCI,HUMEYNİCİ..." DİYE SUÇLARKEN YAPTIĞINI İFTİRA-YALANLARI İTİRAF EDİN,HATANIZI İKRAR EDİN SONRA GELİN ELBİRLİĞİ İLE YENİDEN ÜLKEMİZİ LİDER ÜLKE HALİNE GETİRELİM ! BIrak AB'ye gIrmemeyI!.. AB'yI çIkarmaya var mIsIn? Herkes, "kendi penceresinden" bakıyor olaya... Kimi "yandık, bittik, mahvolduk" diyor, kimi de "sevindirik" olmuş!.. Oysa; ortada ne "yanacak, bitecek, mahvolacak" bir olay var, ne de "ne oldum delisi" olacak bir bayram havası!.. Öncelikle bir "durum tesbiti" yapalım:Deniliyor ki; "Müzakere masasına oturmayalım!.. Avrupa bizden taviz ister, vermeyelim!.. Biz kendimize yeteriz!.. Biz Avrupa'ya değil, Avrupa bize muhtaç!" GİRMEDİK NE KALDI? Eğri oturup, doğru konuşalım... Şu andan itibaren yazacaklarımı, "millet sevdalısı bir kalem" olarak, yani "bu milletin dostu" biri olarak yazıyorum... "Dost" dediğin, "acı" söyler, ama "doğru"yu söyler!..Şimdi, "doğruları söylemenin zamanı" geldi!.. Hatta, geçiyor bile!.. Diyorlar ki;"AB'ye girmeyelim!"Hay hay, girmeyelim... Ama AB, "tepeden-tırnağa girmiş" bize!.. "Kıyafet"leriyle girmiş, "gıda"larıyla girmiş, "yasa"larıyla girmiş!..Söyleyin Allah aşkına; "Türkiye'nin bilim önderleri" olması gereken "rektör"lerin, "dekan"ların, "profesör"lerin sırtındaki kıyafetler, "cami imamının cübbesi" midir, yoksa "kilise papazının cübbesi" mi?..Söyleyin, ıkınıp-sıkılmadan söyleyin; "Vatandaş Türkçe konuş" kampanyalarının açıldığı ve böylece "Osmanlıca/Arapça"nın dışlanıp, katledildiği bir ülkede; "rektör" ve "dekan" kavramları niye "olduğu gibi ithal" edilip, hâlâ niye muhafaza ediliyor?..Ne yani;"Rektör-dekan" kelimelerini ithal edip, hâlâ muhafaza edenler, bu kelimelerin "mahalle papazı" demek olduğunu bilmiyorlar mıydı?.. Ve yine bilmiyorlar mıydı, onların üzerindeki kıyafetler de "mahalle papazının kıyafetleri"dir!..Hâl bu iken, sen kalk, "AB'ye girmeyelim" diye bağır!..Ulan, ne girmesi; adamlar çoktan girmişler senin içine!.. "Bilim"ine de girmiş, "film"ine de!..Şimdi kalkmış;"Papaz cübbeleri"ni andıran kıyafetler içindeki "mahalle papazları" demek olan "rektör" ve "dekan"lardan "başörtüsüne özgürlük" bekliyoruz!..Niye "Türkiye şubeleri"nden aman dileniyoruz ki; fırsat bu fırsat deyip, bari "asıl"larından talepte bulunalım!..Bakarsınız, "daha insaflı" çıkarlar!.. YASALAR VE PARALAR YERLİ Mİ? Tamam, "AB'ye girmeyelim" de, "bize giren yasaları" ne yapacağız!?!Malûm;Anasından "bilmem kaç dolar" borçlu doğan bir ülkenin mensuplarıyız!.. Borcumuzun miktarı da, "Yeni Türk Lirası" ile değil, "ABD Doları" veya "Avrupa'nın Euro'su" ile ifade ediliyor!..Evvelden, "Osmanlı Lirası" ile ifade edilirdi... Osmanlı'nın defterini dürdük ve "teb'a"lıktan "vatandaş"lığa geçtik!.. Artık, hepimiz "Türkiye Cumhuriyeti'nin vatandaşları"yız!.. Evet, "Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı"yız ama; "evlenme akdi"ni "İsviçre Medenî Hukuku"na göre!..Cezalandırmayı "İtalyan Ceza Kanunu'na" göre!..Ticari hayatı "Alman kanunları"na göre!..İdare hukukunu "Fransız kanunları"na göre düzenleyen bir ülkeyiz.. Uzun lâfın kısası;"Bir yerli yasamız" bile yok!.. Daha dün; IMF istedi diye, "15 günde 15 yasa" ve yine AB istedi diye "uyum yasaları" çıkarmadık mı?..Bırakın "yasa"ları, "kasadaki paralar" bile "Türkiye Cumhuriyeti"nin değil!..Defalarca yazdım;Cebimizdeki "kâğıt para"ların üzerinde "Türkiye Cumhuriyeti" değil, "Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası" yazıyor!.. Oradaki "i" harfi, bir "aidiyet" belirtir!..Sorarım size;"Merkez Bankası" bile "Türkiye Cumhuriyeti"ne ait değilse; hangi "yerli"likten, hangi "millî"likten ve hangi "ulusalcılık"tan söz ediyoruz?!?"Girenler" zamanında girmiş!..Hâlâ, "girmeyelim" desen kaç yazar?.. YERLİ OLAN NEYİMİZ KALDI? Söyleyin Allah aşkına;"Ulusalcı" ayaklarına yatıp, "Haçlı kültürüne hayır" diyenlerin kaçı sahiden "yerli"dir?!?Ayağında "Caterpiller" bot, kıçında "Blu Jean" kot, sırtında "Armania" mont!.. Donu da, herhalde "Boxer"dır!..Bunlar giydikleri!.. Ya yedikleri?.."Çikita" muz, "McDonald's" hamburger!.. İçtiği "Coca-Cola", tüttürdüğü "Marlboro" veya ne karın ağrısıysa!..En sinirime dokunan da ne, biliyor musunuz; "Türkiye'nin albenili elmaları" dururken, marketlerde satılan "Yunan elmaları"ndan fena halde gıcık kapıyorum!..Yahu, bu ne "özenti"dir, bu ne "aşağılık kompleksi"dir ki, "yerli elmalar" müşteri beklerken, "Yunan elmaları" revaçta!..Ondan sonra da bağırıyoruz;"İşin özü, Haçlı ruhu!.. Aslımıza dönelim!"Hangi ruh, hangi asıl?!? Televole Cumhuriyeti'nin "şuh"larından, "ruh" mu kaldı insanlarda?.. "Asıl" dersen, onlar Çanakkale'de kırıldı!.. Şimdi yaşayanlar, "fotokopi"ler!.. Ve hatta, fotokopinin fotokopileri!.. "YERLİ MALI, YURDUN MALI" MASALI! Şunu, bir kere daha; "moda"ya uyup, altını "kırmızı çizgi"lerle ve "kalın" olarak çiziyor ve diyorum ki; "bedenimin en ücra köşesindeki hücre"ye varıncaya kadar, AB'ye ve ABD'ye "zerre kadar sempati" duymuyorum!..Ama, "Müslümanlar" olarak, "İslâm coğrafyası" olarak; "iğne"yi değil, "çuvaldız"ı batırmanın ve "nefsimizle hesaplaşma"nın sırası çoktan geldi ve hatta geçiyor bile!..Sorarım size;"Bu da bizim eserimiz" diye gösterebileceğimiz "neyimiz" var?..Söyleyin Allah aşkına;Kendi doğurduğu bebeğinden "anne sütü"nü bile esirgeyip, "memelerim sarkmasın" diye, onun ağzına "biberon" dayayıp, "Avrupa maması" içiren "kadınlar", hangi ülkenin kadınıdır?.. Başı ağrıdığında, "Türk buluşu Gripin"i değil de, "Alman Aspirini"ni tercih edenler, hangi ülkede yaşıyor?..Bırakın ötesini, berisini;Yıllardır, "Yerli malı, yurdun malı; her Türk onu kullanmalı" masallarıyla, bu ülkenin insanına, "otomobil" adı altında "teneke yığınları" kakalanmadı mı?..Onların asıl sahibi de, "AB üyesi bir ülke" değil miydi?..Düşünebiliyor musunuz;İlkokul sıralarında "ceviz"lerimizi, "kestane"lerimizi, "üzüm"lerimizi açar, "Yerli malı, yurdun malı, her Türk onu kullanmalı" pompalamaları arasında "hafta"lar kutlardık!..Şimdi ise, muz diye "Çikita"ları yiyor, artist diye "Nikita"ları seyrediyoruz!..Sonra da bağırıyoruz:"AB'ye girmeyelim!..Onlar bizi ham eder!"Yahu, ne girmemesi!.. Adamlar "kın"ından-"kan"ına, "kanun"undan-"sabun"una kadar, her tarafımıza girmiş zaten!.. ÖNCE GİRENLERİ ÇIKAR! Haa, eğer "samimi" isen, eğer "dürüst" isen, yapman gereken "mücadele"nin yolu-yordamı belli!.."Girmeyelim" diye bağırmayı bırakıp, ilk önce "girenleri çıkarmaya" başlayacaksın!.. Ayağındaki "çorap"tan kafandaki "jöle"ye kadar çıkaracaksın!.. Sonra, "mideni yıkatacaksın" ki, "kan"ın iyice temizlensin!..Hem bunları yapmaz, hem de "AB'ye hayır" dersen; kusura bakma ama, bunun adı "ulusalcılık" değil, "ulusal-cılık" olur!..Uzun lâfın kısası;"Dış"a sövmek yerine, "iç"e bakalım ve soralım kendimize;"Biz ne kadar Yerli'yiz?" Ya da, şöyle bir soru;"Ulusalcı" takılanların "yerliye saygısı" ve "yerlilik kaygısı" ne kadar samimi?.. Bir "Haçlı saldırısı"na karşı, yine "Haçlı silahları"na "mecbur" ve "mahkûm" isek; daha neyin lâfını ediyoruz Allah aşkına?.."AB'ye girmeyelim" diyenlere, işte son sözüm;"Tamam, girmeyelim!..Peki girenleri çıkarmaya ve işe de kendinden başlamaya hazır mısın?"Değilsen, bari ağzını açma;Çiğnediğin "McDonald's'ın köfteleri" düşmesin!.. AB'ye girmek ya da girmemek değil, girseniz ne yapacaksınız, girmezseniz ne yapacaksınız? Bunu biliyorsanız, karar vermişseniz sorun yok. Ama bunu bilmiyorsanız, bu soruya verecek cevabınız yoksa her iki halde de kaybedeceksiniz.Girip girmemeyi değil, süreci ve hedeflerimizi konuşalım.. Girmeyin, peki ne yapacaksınız. Bugünkü borç stoğu, savunmada dışa bağımlılık, özgürlüksüzlük ve darbe tehdidi altında nereye gidebilir, ne yapabilirsiniz.. Girdiniz, aile dağılacak, dinden uzaklaşacak, uyuşturucu ve fuhuş batağına saplanacaksanız.. Bu bir kurtuluş değil, felaket olur.. ( VAKİT : 06/10/2005 ) BUNLARLA MI VATAN KURTARACAKSINIZ!!! L Ulusalcı derginin sahibi asker kaçağı çıktı Ankara merkezli ulusalcı çizgide yayın yapan Yeni Çizgi Dergisi'nin sahibi Murat Doğan'ın, asker kaçağı olduğu ortaya çıktı. Askerlik görevini yapmadığı için hakkında yakalama kararı bulunan Murat Doğan'ın polisin yaptığı bir aramada tesadüfen yakalandığı ve askeri birliğe teslim edildiği öğrenildi. Uzun dönem 15 ay askerlik yapacak olan Doğan, Erzincan'daki birliğinde askerlik görevine başladı. ( 18.09.2006 ) "Ulusalcı" derneğe 7 ilde operasyon düzenlendi. 18 kişi gözaltında Danıştay saldırısında da adı geçen Vatansever Kuvvetler Güçbirliği Hareketi Derneği başkan ve üyelerinin “çek senet tahsilatı, iş yeri kurşunlama, tarihi eser kaçakçılığı” gibi iddialar nedeniyle gözaltına alındığı belirtildi.Operasyon, İçişleri Bakanlığı’nın dernekle ilgili soruşturmanın ardından elde edilen bulgular çerçevesinde Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nın talimatıyla başlatıldı. Dernek mensuplarının “çek senet tahsilatı, iş yeri kurşunlama, tarihi eser kaçakçılığı” gibi suçların oluşması üzerine, suça maruz kalan kişilerin de ifadeleri alındı...Gözaltına alınan kişilerle birlikte 4 tabanca, 3 kurusıkı tabanca, 3 av tüfeği, bir el bombası, sahte kimlikler, sahte belge düzenlenmesinde kullanıldığı belirtilen bir cihaz ile çok sayıda CD’ye el konuldu. ( 01.07.07 ) Hem PKK posterli mitinglerin hem de Tandoğan'ın sembolü oldu Cumhuriyet mitinglerinin favori sanatçısı Edip Akbayram'ın, terör örgütü PKK yanlısı etkinliklerin de vazgeçilmez ismi olduğu ortaya çıktı.Sanatçı Akbayram, 14 Nisan'daki Tandoğan Mitingi'nden iki hafta önce Londra'da PKK bayraklı ve Apo posterli kitleleri coşturmuş. İngiltere'deki Nevruz kutlamaları bu yıl Halkevi, Kürt Toplum merkezi, Kürt Kültür Merkezi, İngiltere Gençlik Meclisi'nin de aralarında bulunduğu Kürt dernekleri tarafından organize edildi. Ve kutlamalar 'Güneşimizi karartamazsınız' sloganıyla 2 Mart 2007'de Haringey'deki Kurdish Community Centre'da düzenlenen "Halay Gecesi" ile başladı. 1 Nisan 2007 tarihinde ise Londra'daki Sordicth Park'da konser düzenlendi. İşte bu konsere Cumhuriyet Mitingleri'nin vazgeçilmez ismi Edip Akbayram'ın "Koma Agire Jiyan", "Rojin", "Aziz Weysi", "MC Zagros", "Govenda Zilan" ve "Kürt Halk Danslarının" ile birlikte sahne aldı. Akbayram'ın bulunduğu sahnenin hemen önünde bu sefer "Biji Serok Apo, Biji Öcalan" (Apo Çok Yaşa) sloganları atıldı. Ve bu sefer Akbayram'ın şarkıları ile ellerinde Türk bayrakları olan değil bölücü örgüt PKK'nın sözde bayrakları olan kitleler coştu. Konserde teröristbaşı Abdullah Öcalan'ın posterleri de elden ele dolaştı. Sanatçı Akbayram'ın terör örgütü PKK bayraklı ve terörist başı Abdullah Öcalan posterli meydanlarda sık sık konser vermesi sadece bununla da sınırlı değil. Söz konusu sanatçı geçtiğimiz yıllarda ülkemizde düzenlenen bölücü örgüt yanlısı başka etkinliklere de katılarak destek verdi. ( 11 Mayıs 2007) Ulusalcı dernek, terör örgütü DHKP/C'yi de saflarına çağırdı Üyelerine ölme-öldürme yemini ettiren Kuvayı Milliye Derneği'nden sonra aynı söyleme sahip ve kurucuları arasında emekli paşaların da yer aldığı Vatansever Kuvvetler Güç Birliği Hareketi'nin (VKGB) skandal bir kaseti ortaya çıktı.VKGB Başkanı Taner Ünal harekete katılmak isteyenlere şöyle sesleniyor: "Bizim hareketimizin içinde yüreğinde vatan sevgisi olan, Türklük aşkı olan, Allah'ını, kitabını, bayrağını seven herkes yer alabilir. Bu kişi DHKP/C'li de olabilir, CHP'li de olabilir, MHP'li de olabilir, başka bir partili de olabilir." 17/02/2007 -DİKKAT LÜTFEN DHKP'LİLER DESE TAMAM AMA DİREK DHKP/CEPHE,DEVLETE SİLAH ÇEKENİ DE SAYIYOR Ulusalcı sendika, cemaatle namaza da karşı Din kültürü ve ahlak bilgisi öğretmeni tarafından öğrencilere dağıtıldığı iddia edilen 'Dinin Direği Namaz' kitabını suç unsuru gibi gösteren Eğitim ve Bilim İşgörenleri Sendikası (Eğitim-İş) cemaatle namaz kılınmasına da karşı çıktı.Sendika yöneticileri, cemaatle namazın teşvik edilmesini, "Çocuklarımızın saflığı; art niyetsiz oluşları, din duyguları okşanarak örgütlemek istenmektedir. Bu durumdan, dinin siyasallaşmasının istendiği görülmektedir." şeklinde yorumladı. Sendika yöneticileri kitabın 'ulusalcı anlayıştan yoksun' olduğunu savundu. (17 Mayıs 2007) 'Çağdaş Yaşam' okullara müstehcen kitap gönderdiğini itiraf etti Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği (ÇYDD), ilköğretim öğrencilerine dağıttığı hikaye kitaplarının 'pornografik' öğeler içerdiğini itiraf etti. ÇYDD'den kitapların dağıtıldığı okullara "ivedi düzeltme" başlığı ile gönderilen yazıda kitapların bazılarının 'yetişkinler' için olduğu belirtildi.(11 Mayıs 2007) PKK'ya gazete kuran Kanaltürkçü Kanaltürk televizyonun sahibi Tuncay Özkan'ın sağ kolu Merdan Yanardağ, bölücü terör örgütü PKK'nın yayın organı Özgür Gündem'in kurucularından olduğu ortaya çıktı.(03 Mayıs 2007 ) Le Monde: Mitinglerdeki 'uyanan çoğunluk', 'gerçekte azınlık' Fransız Le Monde gazetesi, Türkiye’deki düzenlenen dev gösterilere katılan laiklerden “uyanan çoğunluk" olarak söz edilmesine karşın “gerçekte azınlık" olduğunu savundu 3 Haziran 2007 Miting tertipçisi Necla Arat'ın doktora ve doçentlik tezleri de çalıntı çıktı Daha önce Profesörlük tezinin çalıntı olduğu ortaya çıkan Necla Arat'ın doktora ve doçentlik tezlerinin de çalıntı olduğu anlaşıldı.(16.05.2007) Vatanseverler gurbetçileri de dolandırmış VATANSEVER Kuvvetler Güç Birliği Hareketi Derneği’nin eski genel başkan yardımcısı Vehbi Şanlı’nın yurtdışında kurduğu Adya Holding isimli tabela şirket aracılığıyla gurbetçileri dolandırdığı ortaya çıktı. (Star:05.07.2007) ŞEHİT EŞİNE TUZAK Vatansever Kuvvetler Güç Birliği Hareketi Derneği'ne (VKGB) yönelik polisin 1 yıldır sürdürdüğü takip, Girdap Operasyonu'yla sonuçlandı. Gözaltına alınan şahısların şehit olan bir yüzbaşının eşine verilen yaklaşık 100 bin YTL'yi dolandırmak amacıyla çalıştıkları bildirilirken, "ev, işyeri ve oto kurşunladıkları, adam kaçırdıkları, işkence yaptıkları, tabancayla adam yaraladıkları, Mersin, Diyarbakır, Ordu ve Bilecik'te düzenlenen bayrak mitingleri ile şehit cenazelerinde toplulukları provokatif eyleme sürüklemeye çalıştıkları ve silah ticareti, Diyarbakır ilinde bir gazete muhabirinin tehdit edilmesi” gibi 40 ayrı suçu işledikleri iddia edildi.Gözaltına alınan 18 kişinin ev, işyeri ve arabalarında yapılan aramalarda 1 el bombası, 5 tabanca, 4 av tüfeği, 3 kuru sıkı tabanca, 370 mermi, 274 av tüfeği mermisi, 1 çelik yelek, 3 kelepçe, 1 cop, 2 adet gaz maskesi, resmi kurumlara ait mühür ve soğuk damgalar, tarihi eser olduğu belirtilen iki kılıç, yağdanlık ve tablolar, çok sayıda çek, senet ve makbuz, Özel Kuvvetler Komutanlığı'na ait düzenlenmiş sahte kimlik, sahte askeri kimlikler, basın kartı ve polis kimliği ele geçirildi. Yakalanan silahların suç kaydının araştırılması için Emniyet Genel Müdürlüğü Kriminal Daire Başkanlığı'na gönderildi.VKGB üyesi olduğu bildirilen Selçuk C.'nin de bir süre önce bir mitingte, AKP Milletvekili Saffet Benli'ye küfür ve hakaretten tutuklu olduğu da kaydedildi. Emniyet yetkilileri, operasyon kapsamında mahkemeye sevk edilen kişilerin bazı üst rütbeli askerlerle irtibatlı oldukları savıyla haklarında işlem yapılması için Genelkurmay Başkanlığı'na suç duyurusunda bulunulacağını da ifade ettiler.( Vatan:03.07.2007) KANALTÜRK'ÜN AB KARŞITLIĞI EURO İLE TANIŞANA KADAR Avrupa komisyonu Türkiye delegasyonu , AB karşıtlığı yayınların başını çeken Kanaltürk'e , 74.000 Euro aktardı.Artık Kanaltürk televizyonu haftada bir kere AB tanıtım programı yapacak ! ( Star:09.11.07) - Yorum :74.000 Euro'ya tanıtım!740.oooEuro verselerde nedceklerdiler acaba...YUH yani !:(( - YABANCIYA TOPRAK SATAN ULUSALCI LİDER (!) Aylık gelir küçük, iş büyük Polisin sorgulaması, Küçük'ün mali faaliyetlerini de ortaya koydu. Aylık geliri kâğıt üzerinde 3 bin YTL olan Küçük, milyonlarca dolarlık işlerle uğraşıyordu. Milli Emlak'ın arazilerinin satışında yabancı şirketlere danışmanlık yaptığını ifadesinde anlattı .Veli Küçük, Gülkanat'ın İsviçre'de faaliyet gösteren Alfa Şirketi'nin Türkiye temsilcisi olduğunu söylüyor ve bu şirkete danışmanlık yaptığını belirterek şunları söylüyor: "Zincirlikuyu'da Milli Emlak'a ait olan bir arsanın (Tattowers'ın bitişiği) Milli Emlak tarafından ihaleyle satışa çıkarılacağını duyduk... Kayzın İnşaat ve Yapı Firması (İngiliz firması) buraya talip olduğunu öğrendik." Küçük genel bilgileri sıraladıktan sonra Kayzın firmasının danışmanlığını da yaptığını anlatıyor. (Radikal:28 Mart 2008) Emekli General Tolon: 'Yanılmışım' Cumhuriyet mitinglerinin mimarlarından emekli Orgeneral Hurşit Tolon, seçim sonucunu, "AK Parti'nin birinci olacağından kuşkum yoktu; ama bu kadar farklı olabileceğini beklemiyordum." sözleriyle değerlendirdi.Sonucun ülke için hayırlı olmasını dileyen Tolon, "Memleket demokrasiyi özümsemiştir artık." dedi...Mitinglerde kadınların örgütlenmesinde büyük payı olan Orgeneral Hurşit Tolon, seçim sonucunu nasıl bulduğuna yönelik bir soruya şu cevabı veriyor:"Muhalefetin gerekli ve yeterli hazırlık içinde bulunduğunu sanıyordum, yanılmışım. Halkımızın yüzde 80'i seçime katılarak fikrini söyledi. Halkımızın yüzde 45-46 oranındaki seçmeni mevcut yönetimin devam etmesinin uygun olacağını değerlendirmiş. Ülkemiz, halkımız ve geleceğimiz için hayırlı olmasını diliyorum." Tolon, Türkiye'nin artık krizlere değil, huzurlu, güvenli, sakin, yarınlarından emin, uzlaşı içerisinde bir yönetime ihtiyacı olduğunun altını çizerek, "Çok önemli bir mesaj var burada. Sen dilediğini yap, diye kimseyi iktidar yapmıyorlar. Sen bu ülkeyi güzel; huzur, güven içerisinde halkı refaha kavuşturacak şekilde yönet, diye iktidar yapıyorlar. Yeniden hele bu seçim sakin, anlamlı, demokratik bir şekilde geçmişken, bu güzelliği ve sakinliği bir gerginlikle bozmanın âlemi yok. Bu memleket demokrasiyi özümsemiştir artık!" ... E SAĞOL BARİ :(( LAİKLİK, AÇLIK, SOSYAL DEMOKRASİ DSP Genel Başkanı Zeki Sezer, 22 Temmuz seçimlerinde solun sınıfta kalmasını değerlendirdi. Sezer'in samimi itirafı, solun çıkmazını görmeyenlere kapak olacak türden...Zeki Sezer'in tespitleri şöyle; -"İnsanın karnı açken laiklikle oy isteyemezsiniz."-"Kendini solda gören, laik diye niteleyen bazı kesimler, azıcık dindar insanlardan solcu olamaz diye uzak durdular." -“Solda olması gereken insanlar, sağın tabanına itildi” -Solda olduğunu iddia eden kesim seçkinci davranarak, inançlara saygı konusunda yeterince hassas değilmiş gibi bir görüntü verdi. -Biz birbirimizle kavga etmekten, sağa karşın etkin mücadele vermeye zaman bulamadık. En büyük hatalarımızdan biri budur. -Seçim sonuçlarıyla ortaya çıkan gerçek şu ki, bizim toplumumuz, inancını kültürünü dilediği gibi yaşamak istiyor. 27 Temmuz 2007 CUMHURİYET SİSTEMİ İLE KİMSENİN SORUNU YOK.AMA ONU KORUMA İŞİNİ BELLİ BİR KESİM İLE SINIRLANDIRIR VE GERİ KALANI ÖCÜ İLAN EDERSENİZ BU KELİMENİN TAM ANLAMI İLE BÖLÜCÜLÜK OLUR ! * Girdap operasyonu ile yakalanan, kendilerine " vatansever" adını verip mafyacılık yapan VKGB üyelerinden Ahmet Cinali'nin Mersin ve Diyarbakır 'Cumhuriyet Mitingleri ' ile ilgili bazı rütbeli askerler ile yaptığı telefon görüşmesinden bir cümle :" Mersin'deki mitinge kolordudaki askerleri svil kıyafet giydirip yürüttük.Diyarbakır'da da yürütelim." -Kim kiminle kol kola , ne için, asıl amaç ne,..ve en önemlisi aslında o mitinge katılanlarda miting "yönlendiricilerce" kendi amaçları için kullanılmış olmadı mı..! * Kamuoyu araştırma şirketi Estima, milyonlarca insanın “Cumhuriyete Sahip Çıkalım” sloganıyla doldurduğu meydanın siyasi tercihini ortaya çıkardı.Araştırma Manisa’daki miting alanında yapıldı... katılımcıların yüzde 58.8’inin tercihi CHP. Bunu yüzde 8.2’yle DSP izliyor. ilk kez sandık başına gideceklerin yüzde 7.9’unun tercihi AKP. Bu tespit de AKP’li seçmenin de mitingleri yakından izlediklerini ortaya koyuyor. Gençlerin yüzde 7.9’u DSP’ye, 7.0’ı GP’yeoy vereceğini söylüyor... Vatan:07 Mayıs 2007 SOLCU KARDEŞLERİMİZDE BİZİM KARDEŞİMİZ AMA : E Hani tüm Türkiye'yi temsil ediyodu bu mitingler : % 70'i solcu,yaklaşık 10'u da AKP'li ..Eee ne kaldı geriye..Yaw toplasan sol oyu toplam zaten -son secimde -% 30 bile diildi...%30'un % 70'i mi Tüm Türkiye!" !? Bİzİm mahalleye de beklerİz "Dün sabah "bizim mahalleden" biriyle sohbet ediyordum. AKP'ye şiddetle muhalefet eden, Erdoğan'ı "Bu ülke için en büyük tehlike" olarak gören, dolayısıyla da beni şiddetle eleştiren bir "mahalle sakini"."Meğer biz ayda yaşıyormuşuz" dedi."Hayır ayda değil, sadece kendi mahallende yaşıyorsun. Kafanı oradan dışarı çıkarmıyorsun. Dünyayı, kendin gibi düşünen üç beş arkadaşın, senin mahallende oturan azgın azınlığın üç beş faksından, e-postasından ibaret sanıyorsun. Mesele bu."..Bana göre bu seçimde, azgın azınlıklar her cephede hezimete uğradı.Umarım bu hezimet, kendini galiplerin safında gören azgın azınlıklara da ders olur.Bir gün o şımarıklık da dersini alır ve bu ülke huzura kavuşur...Kısaca, dün bizim mahallede biraz şaşkınlık, daha fazla düş kırıklığı vardı.O nedenle diyorum ki, bizim mahalledekiler biraz dışarı çıkmalı." (Hürriyet:Ertuğrul Özkök-25.07.07) KISA VE ÖZ ! DSP Genel Başkanı Zeki Sezer, seçim sonuçlarını değerlendirirken, sol düşüncenin önümüzdeki dönemde tartışılmasını istedi. Sezer : Solun sorunu inanca saygılı laikliği anlamaması! ( 25.07.07 ) AMA AKILLANACAK MI SOL, ZANNETMEM :( SAMİMİ OLUN BEYLER SAMİMİİİİ !HALKI VE DÜNYASINI ANLAYINNN! AL İŞTE ... ATO BAŞKANI ULUSALCI SİNAN AYGÜN'Ü " KAFAM ÇOK KARIŞTI " DEDİRTEN OLAY ÖNCE ULUSAL SERMAYE KAZANDI DİYE SEVİNDİK ...SONRA ...?! Erdemir'i yerli sermaye alsın diye emekli maaşından 100 YTL gönderen öğretmenin çabaları boşa gitti. OYAK, Erdemir için Fransız Arcelor ile ortaklık anlaşması imzaladı.Erdemir özelleştirme ihalesini kazanan Oyak ile de ortak olacak olan Arcelor'un ortaklık anlaşmasını imzalamasının ardından toplam payı yüzde 25'i aşacak.Erdemir ile ilgili olarak Arcelor S.A.'dan Borsa'ya gönderilen yazıda, dün, geçerli olan piyasa bedelinden yapılan ek 806 bin 46 adet Erdemir hissesi alımı neticesinde Arcelor'un bu şirkette sahip olduğu toplam hisse adedinin 24 milyon 735 bin 110'a ulaştığı kaydedildi. Açıklamada böylelikle, Erdemir'in çıkarılmış ve halka arz edilmiş hisselerinde, mevzuatta belirtilen yüzde 5'lik eşiğin aşıldığı vurgulandı. Oyak ile ortak olacak Öte yandan Özelleştirme İdaresi Başkanlığı da dün yaptığı açıklamada, Oyak tarafından Erdemir sermayesindeki ÖİB hisselerinin satın alımına yönelik, hisselerinin tamamı Oyak'a ait olmak üzere Ataer Holding A.Ş. adlı bir şirket kurulduğunu ve Ataer Holding'in yüzde 41 oranındaki hissesinin Arcelor'a devrine ilişkin onayın uygun görüldüğünü bildirmişti.Böylece Erdemir'de özelleştirmeye konu yüzde 49.29'u hisseyi satın alan Oyak, bunun yüzde 20.20'sini Arcelor'a devredecek. Oyak'ın elinde de yüzde 29 oranında hisse kalacak.Arcelor'un borsadan yaptığı alımlarla yüzde 5'in üzerine çıkardığı hisse oranı da eklendiğinde Fransız ortağın payı yüzde 5'i geçecek.Erdemir'deki yüzde 46.12'lik kamu hissesi için ekim ayında yapılan ihalede en yüksek teklifi 2 milyar 770 milyon dolar ile OYAK vermişti. ( 30 Aralık 2005 ) Madem gavur ortak olacaktı...Bilen bilir, ne diye "Erdemir'i yabancıya sattırmayız, Ulusal sermaye onu alsın" ...diye yaygaralar atıldı..." Biz ulusal sermayeyiz, aldık ..." falan nutukları niye atıldı ...! Aaaah Ah ...! Biz saf değiliz de... Ulusal uyanma seferberliği lazım ...Wesselam ! EYYYY ULUSALCILAR.AB KARŞITLARI, MİLLİCİLER, KURTULUŞÇULAR...ALOOOO SİZE SESLENİYOM.AVRUPA'YA KAPAKLANMAMIZA KARŞI ÇIKAN ONUR (!) SAHİBİ TÜRKLER! "EĞER SAMİMİ İSENİZ" ÖNCE SON 150 SENEDİR AVRUPA'NIN TAKLİTÇİSİ OLAN,GİYDİĞİ GİBİ GİYİNEN, YEDİĞİ GİBİ YİYEN, ONLARIN KANUNLARI İLE YÖNETİLEN YURDUMUN İNSANLARINA ÖNCE; " KENDİ KÜLTÜRLERİNİ " VE KENDİ GELENEKLERİNE UYGUN " KANUN-YASALARI" ANLATIN,SAVUNUN...O ZAMAN SİZE İNANALIM!AMA NEREDEEE.DAHA 10 SENE ÖNCE 28 ŞUBAT DÖNEMİNDE DİNİME EN ÇOK SALDIRANLARIN , ŞİMDİ AB KARŞITI OLMASI SADECE BİR TESADÜF MÜ ACABA...DÜŞÜNÜN - HER İKİ TARAFTA DÜŞÜNSÜN !- OYAK BANK'TA HOLLANDAYA SATILDI...EEE...?! ( 27.06.07) BUYUR BURADAN YAK. O KADAR CASUS FİNK ATAR ÜLKEMDE..FİŞLENEN YİNE GARİBANLAR ! Fişleme devam mı ediyor? Geçtiğimiz yıl, İstanbul 2. Zırhlı Tugay Komutanlığınca, Kadıköy, Maltepe, Kartal ve Sultanbeyli kaymakamlıklarıyla, bazı komutanlıklara gönderilen istihbarat talimatı, gazetelerde "Sosyetik Fişleme" başlığıyla yer almıştı. Elimize ulaşan bir bilgiye göre, Jandarma teşkilâtının bazı birimleri, sivil kuruluşları izlemeye ve kişiler hakkında istihbarat tutmaya devam ediyor. Fişleme işinin, Jandarma Genel Komutanlığı Denetleme Kurulu Başkanı Korgeneral Nurettin Çakır denetiminde yapıldığı belirtiliyor. Bize ulaşan bilgi ve belgeler, hayali de olabilir. Ancak Genelkurmay Başkanlığı, iddiaların gerçekle bağdaşıp bağdaşmadığı konusunda kamuoyunu aydınlatabilir. El yazısı ile tutulan raporun, örnek olarak aldığımız sayfasında şunlar yazıyor: 01- Bekir Yılmaz / İslahiye Kaymakamı Amasya-Merkez nüfusuna kayıtlı olup halen görevini yürütmektedir. Kendisi milliyetçi muhafazakârdır. Ailesi modern bir yapıya sahiptir. Eşinin başı açık. Zaman zaman eşiyle sosyal faaliyetlere katılır. Halkla ilişkileri iyidir. Bürokrasinin gereği siyasi iktidara yakın gözükmektedir. Cuma namazına gider 02- Mehmet Çifçiler / İslahiye İlçe Milli Eğitim Müdürü Hatay-Kırıkhan nüfusuna kayıtlıdır. Eşinin başı kapalıdır. Eşi ile hiçbir sosyal faaliyete katılmaz. Halen iktidardaki siyasi partiye yakındır. Namaz kılar. 03- Mehmet Karataş / İslahiye Nüfus Müdürü Kilis Merkez ilçe nüfusuna kayıtlıdır. İlçe nüfus müdürlüğünde şef olarak çalışırken girdiği sınavı kazanarak ilçe nüfus müdürlüğüne ataması yapılmıştır. Eşi başörtülüdür. İktidarda bulunan siyasi partiye yakındır. Görevinde personeli ile uyum içinde çalışır. Dürüst ve adildir. Muhafazakâr görüş sahip olup eşi ile sosyal faaliyetlere katılmaz, namaz kılar. Şimdi de, el yazısıyla değil, daktiloyla yazılan fişleme raporunun bir sayfasını yayınlıyorum: 133-Ayşe Yıldırım (Öğretmen) Radikal İslâm görüşü benimser. Türbanlı, derslere perukla girer. Karşı cinsle tokalaşmaz. İstiklâl Marşı, milli bayram ve törenlere katılmaz. Ev toplantıları düzenleyip propaganda yapar. 134- Zeynep Yıldız (Öğretmen) Aşırı sol görüşlü. Memurlar sendikası tarafından ve diğer örgütlerce yapılan toplantı ve yürüyüşlere katılır. 1999 yılı genel seçimlerinde aşırı sol partiler adına propaganda faaliyetlerinde bulunmuştur. 135- Zübeyde Yetiş (Öğretmen) Radikal İslâm görüşü benimser. Türbanlı. İstiklâl marşı, milli bayram ve törenlere katılmaz. 136 -Selma Tunç (Öğretmen) Radikal İslam görüşü benimser. Türbanlı. Türbanlı derse girdiğinden Milli Eğitim Müdürlüğü ve kaymakamlıkça uyarıldı, hakkında soruşturma açıldı. Atatürk ilke ve inkılâplarını benimsemez. 2000 yılında kurban derilerinin başka gruplarca toplanması için çalışma yaptı. 137 -Tarık Tunç (Öğretmen) Radikal İslâm görüşü benimser. Atatürk ilke ve inkılâplarını benimsemez. 138- Sevgi Felek (Öğretmen) Radikal İslâm görüşü benimser. Türbanlı. Karşı cinsle tokalaşmaz. İstiklâl Marşı, milli bayram ve törenlere katılmaz. 139- Nazmi Kalkan (Müdür) Radikal İslâm görüşü benimser. Öğretmen eşi türbanlı derse girerken peruk takar. Evde haremlik selâmlık uygular. Okulda öğretmen ve öğrenciler arasından ayırım yapar. 140- Ayşe Kalkan (Öğretmen) Radikal İslâm görüşü benimser. Türbanlı, Karşı cinsle tokalaşmaz. Başını sadece derste açar. Evde haremlik selâmlık uygular. 141- Mürüvvet Şahin (Tapu Müdürlüğü'nde memur) Radikal İslam görüşü benimser. Karşı cinsle tokalaşmaz. Türbanlı. Evde haremlik selâmlık uygular. İşe türbanlı olarak geldiği için kaymakamlıkça uyarıldı. 142- Selçuk Şahin (Mal Müdürlüğü'nde müdür) Radikal İslâm görüşü benimser. Karşı cinsle tokalaşmaz. Evde haremlik selâmlık uygular. 143- Kemal Demir (Mal Müdürlüğü'nde memur) Aşırı sol görüşlü. Kürt Alevi sol içerikli gazete okur ve aşırı sol görüşlü kişilerle irtibat kurar. 144- Meltem Işık (Hemşire) Türbanlıdır. İş yerinde başını açıyor. HHH Jandarma'nın memurları bu şekilde değerlendirerek, fiş tuttuğu iddiaları doğruysa, gerçekten çok yazık. Peki doğru olabilir mi? Geçtiğimiz yıllarda benzerlerine rastladığımız için, doğru olma ihtimali var en azından. Bilgiler bana ulaştı, ben de yetkililerin önlem alabileceği düşüncesiyle bunları yayınlıyorum. (Nazlı Ilıcak:Bugün -01 Aralık 2005) ÇETELER: "...Benim anlayamadığım husus şu: Askeri şura toplanıyor ve disiplinsizlik suçundan dolayı zaman zaman bir çok askeri re'sen emekliye sevk ediyor.Nasıl oldu da Kuvayi Milliye, VKGB Hareketi, adları altında , çeşitli patlayıcılarla birlikte yakalanan bunca subayın kötü niyetlerini fark edemedi?Onlar re'sen emekliye sevk edilmediler , normal akış içinde emekli oldular....Bu çeteler en az 20 Sususrluk değerinde..."Neden bunca asker çeteleşmiş?" diye düşünmüyor?Ve bu patlayıcıları nereden elde ediyorlar?Amaçları nedir? (Nazlı Ilıcak:Takvim-05.07.07) VE SON - BİTMEZ! BU KAFA İLE,.. - İlk cinsel deneyim 13 yaş ve altına inmiş! 3 bin 500 ortaöğretim öğrencisi arasında yapılan araştırmada öğrencilerin yüzde 19.9'unun karşı cinsle ilişkiye girdiği ortaya çıkarken, bunların yüzde 25'inin ilk cinsel deneyimini 13 yaş ve altında yaşadığı belirlendi. (Sabah:16-08-2005 ) Bu yapılan ayıptır Fuhuş operasyonu dedikleri operasyon sonrası polislerin tavrını yadırgadım doğrusu.Bir grup genç kız veya kadın dinlemeler sonrasında "fuhuş" suçlamasıyla yakalanmış.Bütün basına ve basın aracılığıyla Türkiye'ye teşhir edilmişler. Hukukçulara sordum, "Fuhuş yapmak suç mu" diye.Hayır yapmak değil, yaptırmak suçmuş. Yani bu kızlar ya da kadınlar, iddia doğru bile olsa bir suç işlememiş.Suç işleyene alet olmuşlar.( Fatih Altaylı-Sabah:05.04.07) FUHUŞ SUÇ DEĞİL,AMA BAŞI KAPALI, OKUMAK İSTEYEN KIZ SUÇLU!!! LDXNMN 18 yaş ve altında kürtaj patlaması Profesör uyardı: Cinsel ilişki yaşı düştü, ailelerinden gizli kürtaj olan 18 yaş ve altı gençlerin sayısı çok arttı. CİNSELLİK ARTTI Prof. Teksen Çamlıbel'den kürtaj uyarısı: "Şu an cinsellik pompalanıyor. Moda da cinselliği teşvik eder tarzda şekilleniyor. Bunların etkisiyle özellikle büyük şehirlerdeki çocuklarımızda cinsellik yaşı düştü. Günümüzde kürtaj en çok gençler tarafından isteniyor." ÖZEL EĞİTİM MERKEZİ Kürtajların artması üzerine İstanbul Tıp Fakültesi'nde cinsel eğitim için özel bir bölüm açıldı. Burada belirli periyotlarla gençlerle toplantılar yapılıyor ve erken cinselliğin tehlikeleri anlatılıyor.(Sabah:05.06.06) ÖSS'den korktuğu kadar Allah'tan korkmuyor Öğrenci Seçme Sınavı (ÖSS) gençlerin en büyük korkusu olmaya devam ediyor. Gençler arasında yapılan bir anket, gençlerin Allah'tan çok ÖSS'den korktuğunu ortaya çıkardı. Anketin ortaya çıkardığı bir başka önemli ayrıntı ise yüzde 65'lik bir kesimin bir kere bile olsa uyuşturucu kullandığını söylemesi oldu. GENÇLERİN YÜZDE 72'Sİ SİGARA YÜZDE 66'SI ALKOL KULLANIYOR ( Sabah:22.09.06) - BU NE DEMEK ANLAMAK İSTEMEYENLERE AÇIKLAYALIM: GENÇLERDE ÖNCE MADDİYAT ÖNPLANA ÇIKTI!ALLAH KORKUSU VE ONUN TOPLUMA SAĞLAYACAĞI MANEVI DİNAMIKLER YIKILDI!!AYNEN KIPRIS'TA OLDUĞU GİBİ! Dindar gençler ve suç Din ve ahlak konusunda hassas olan çevrelerde yaşayan gençler, şiddetten ve suçtan, diğer akranlarına oranla uzak duruyor. Sanırım bu da okurlarımızın sorusuna cevap oluşturuyor.(Emre Aköz-Sabah:31.03.06) ŞU ANKİ EĞİLİM:DİNDAR OLMASINDA HOMO-ALKOLİK OLSUN.YETERKİ LAIKLIK- AÇIKCA RANT KAPIM DİYEMEDİKLERİNDEN! - GİTMESİN.BİLMİYORLARKİ TÜRKİYE GİTTİ,BİTTİ!ÜLKE PARA İÇİN AİLE,YURT SATACAK NESİLLERLE DOLDU ! Gençlik araştırmasında ürperten sonuç Ege Üniversitesi Çocuk Ergen Psikiyatri Anabilim Dalı'na başvuran ortalama yaşı 16 olan 323 çocuk ergen arasında yapılan araştırma, sigara kullanma yaşının 12.3'e düştüğünü ortaya koydu.SİGARADAN SONRA ENÇOK ESRAR KULLANILIYOR EGEBAM'a iki yıl içinde başvuran, yüzde 88.5'i erkek, yüzde 11.5'i kız olmak üzere toplam 323 kişinin kayıtları incelenerek yapılan araştırmada, madde kullanma yaşı 13.7 olarak belirlendi. EGEBAM'a başvuranların yüzde 94.4'ünün sigara kullandığı, yüzde 93.8'inin sigara dışında madde kullanığı tespit edildi. Araştırma sonuçlarına göre, 16.2 yaş ortalamasında olan bu kişilerin yüzde 75.2 ile esrar, yüzde 53.8 ile inhalan, yüzde 43.6 ile ekstazi, yüzde 43.2 ile alkol, yüzde 31.4'ü benzo, yüzde 2.6'si kokain, yüzde 1.7'si ise hap, yüzde 0.3'ü de opioid kullanıyor. ( Zaman :27/10/2006) Post modern Türk gençliği Dev araştırma, 15-22 yaş grubu kız ve erkeklerle yapıldı. AB'ye hazırlanan Türkiye'nin gençlerinin profili ortaya çıktı.Her 10 gençten ikisi uyuşturucuyu deniyor!10 gençten 4'ü sigara; 10 erkekten biri de düzenli alkol içiyor. Her 10 gençten 2'si bir çeşit uyuşturucu deniyor.( Habertürk:16.10.2006) Türkiye'ye çocuk fuhuşu için geliyorlar Türkiye'de çocuk pornosunu araştıran Çocuk Hakları İçin Yurttaş Hareketi Başkanı Prof. Dr. Oğuz Polat'a göre, komşu ülkelerden pek çok kişi Türkiye'ye çocuk fuhuşu için geliyor ve polis tehlikeyi yok sayıyor. GÖRSELLERDE BEBEKLER DE VAR.ABD sitelerindeki pornografik fotoğraflar ve görüntüler, tüm dünyadakilerin yüzde 51'ini oluşturuyor.ABD'nin ardından yüzde 14.9'la Rusya, yüzde 11.7'yla Japonya, yüzde 8.8'le İspanya, yüzde 3.6'yla Tayland, yüzde 2.1'le de Güney Kore geliyor. Diğer ülkelerin çocuk pornografisindeki payı yüzde 7.7. ( Hürriyet:27 Ekim 2006 ) Kanayan bir yara: Çocuk fahişeler Türkiye’de çocuklara yönelik cinsel sömürü ve istismara ışık tutan bir araştırma gerçekleştirildi. Araştırmaya göre çocukların fuhuşa zorlandığı iller sıralamasında İstanbul ve Diyarbakır başı çekiyor.' ÇOCUK DEĞİL ÇITIR OLARAK GÖRÜYORLAR’ Uzmanlara göre Türkiye’de çocuklarla cinsel ilişkiye giren, internette çocuk pornografisini takip eden bir çok kişi 18 yaşın altındaki her bireyin çocuk olarak kabul edildiğini bilinmiyor.Doç, Dr. Kültegin Ögel, “Konuştuğumuz yetişkin erkekler diyorlar ki biz çocukla asla beraber olmayız. Ama bakıyorsunuz 15 yaşındaki ile birlikte oluyor. Onu ne yazık ki çocuk değil, çıtır olarak görüyor. Bu da sağlıksız bir tutum. Bu konuda farkındalık yaratmak zorundayız'' diyor.Araştırmada, çocukların fuhuşa çekilmesi, çocuk ticareti ve pornografisi suçlarına karışanların belli bir profile sahip olmadıklarını gözlemlediklerini kaydeden Ögel, eğitimli-eğitimsiz, genç-yaşlı her kesimden insanların bu suça bulaşabildiklerini kaydetti . -BUNA İSLAM 'NEFS' DER,EĞİTİLMELİDİR,MANEVİ OLARAK!!- "GİZLİ PROBLEM" Kültekin Ögel, Türkiye’de kamuoyu ve devlet sorumlularının bu sorunu görmezden geldiğini, konunun tabu olarak görüldüğünü ve dolayısıyla çözüm arayışının da bulunmadığını vurgulayarak, "Çocuk fuhuşu Türkiye’de gizli bir problem ve göz ardı ediliyor, göz ardı edildiği sürece de farkındalık oluşturulamıyor" dedi.Kültegin Ögel de bir soru üzerine, Türkiye’de fuhşa çekilen çocukların 13 yaş üstü olduğunu, çocuk fuhuşuna yönelik turların Türkiye’den dışarıya doğru yapıldığını kaydetti.(Milliyet:29 Eylül 2006)